edit ömer :fenerium da arda formaları satışa çıkacakmış, şöyle bişey oluyomuş..
29 Ekim 2009 Perşembe
28 Ekim 2009 Çarşamba
sevinmek için sevmedik

borussia, 74bin ortalama seyirci ile avrupada ikinciler,
solda bi dede vardı ne tabelası vardı onun be..
27 Ekim 2009 Salı
Derbi umrunda mı ?
Haber3.com 'dan bu haber ... Onlar da bir gazeteden almıştır muhtemelen... Bu tip yazıları kaleme alan muhabir ve yazarlar, onların spor editörü ve konuyla ilgili daha yetkili kim varsa onlar, bu tip haberleri kanallarına taşıyan kanalların haber müdürleri, spor servisi müdürleri vs, hiçbirisi kalkıp da iki klübün düşmalığından, taraftarın taşkınlığından, futbolcuların kavgalarından şikayetçi olmasın lütfen.
" Maçın bitiminde, sarı-kırmızılılar yenilgi nedeniyle büyük üzüntü yaşarken, Elano mağlubiyeti adeta umursamadı. İşte o şaşırtan olay...
Yer Şükrü Saracoğlu Stadı’nın kapalı otoparkı. Maç bitmiş ve konuk ekibin otobüsü Florya’ya doğru yol almış. Zafer sarhoşu Fenerbahçeli futbolcular ise özel araçlarına binerek bir bir stattan ayrılıyorlar. Önce Carlos, ardından Deniz, Semih ve Emre...
Hepsinin yüzü gülüyor. Ancak bir kişi var ki, onların sevincine ortak oluyor, kendi arkadaşını ise yalnız bırakıyor. O da Elano Blumer. Brezilyalı doping testi için Arda Turan ile statta bekliyor. Kontrolden de erken çıkıyor ve soluğu Vederson’un yanında alıyor.
Koyu sohbete Kazım’ın 10 kişilik akraba grubu da katılıyor, fotoğraflar çekiliyor. Bu sırada ağlayacak gibi duran Arda testten çıkmış ve Elano’nun sohbetinin bitmesini bekliyor. Elano ise kahkalar içinde muhabbetini sürdürüyor. Sonra Lugano katılıyor gruba ve Elano, Uruguaylı’nın çocuğuyla ilgileniyor.
Arda ise hayretler içinde ama sessizce bekliyor. Sonra sohbet bitiyor ve Arda ile Elano kulübün tahsis ettiği siyah ciple Florya’ya doğru yol alıyorlar. "
" Maçın bitiminde, sarı-kırmızılılar yenilgi nedeniyle büyük üzüntü yaşarken, Elano mağlubiyeti adeta umursamadı. İşte o şaşırtan olay...
Yer Şükrü Saracoğlu Stadı’nın kapalı otoparkı. Maç bitmiş ve konuk ekibin otobüsü Florya’ya doğru yol almış. Zafer sarhoşu Fenerbahçeli futbolcular ise özel araçlarına binerek bir bir stattan ayrılıyorlar. Önce Carlos, ardından Deniz, Semih ve Emre...
Hepsinin yüzü gülüyor. Ancak bir kişi var ki, onların sevincine ortak oluyor, kendi arkadaşını ise yalnız bırakıyor. O da Elano Blumer. Brezilyalı doping testi için Arda Turan ile statta bekliyor. Kontrolden de erken çıkıyor ve soluğu Vederson’un yanında alıyor.
Koyu sohbete Kazım’ın 10 kişilik akraba grubu da katılıyor, fotoğraflar çekiliyor. Bu sırada ağlayacak gibi duran Arda testten çıkmış ve Elano’nun sohbetinin bitmesini bekliyor. Elano ise kahkalar içinde muhabbetini sürdürüyor. Sonra Lugano katılıyor gruba ve Elano, Uruguaylı’nın çocuğuyla ilgileniyor.
Arda ise hayretler içinde ama sessizce bekliyor. Sonra sohbet bitiyor ve Arda ile Elano kulübün tahsis ettiği siyah ciple Florya’ya doğru yol alıyorlar. "
26 Ekim 2009 Pazartesi
kupa maçı
ankaragücü ve fb den sonra olur mu olur, çarşamba kupa maçı, saldır buca.
zenci forvet
vurdumu deviren,çakarlı zenci fransız forvet muhabbeti vardı.. topları tribüne gönderdi gerçi ama olur o kadar:)
3-1
Migros tribünündeydim, dönüşte Bostancı'da kokoreç kokusu bastırınca TV özetlerine yetişemedim öncelikle. Fener net bir galibiyet aldı, sahada da motivasyonu daha üst seviyede olan, daha çok isteyen Fenerbahçe li futbolculardı.
Aslında maç Fenerbahçe için benim düşündüğümden çok daha kolay geçti. Daum'un defansif bir 11 sürmüş olmasına, takımın çok adamla hücum etmemesine rağmen Galatasaray savunması aciz kaldı birçok durumda. Galatasaray kadro olarak geçen senenin daha üst seviyesine çıkmış olsa da orta saha ve defanslarında önemli zaafiyetleri var gerçekten. Buna yağ süren biraz da Rijkaard oldu sanırım, Elano yerine Kewell ile başlamak daha iyi bir seçenek olabilirdi GS için. Baros'un talihsiz sakatlığı da oyunlarına yansıdı muhakkak.
Kazım benim beğenmediğim bir futbolcu. Hayyam'ın belirttiği gibi, adam değil çocuk adeta. Bu tip bir maçta , hem de büyük bir sorumluluk verilerek 11 başlamasını yadırgamıştım, tahriklere kolay kapılabilir, aşırı motive olabilir, saçmasapan görüntülere karışıp takımını rahatlıkla eksik bırakabilirdi. Ama o beni mahcup etti. GS stoperleri ile çok iyi boğuştu. Tribünden görüldüğü kadarıyla bazıları çok ucuz çalınan 5-6 faul düdüğü ile durduruldu. İkinci yarı bayağı bir yorulmuştu çıkardı Daum. Taraftar da çoğu kez tepki gösterdiği bu futbolcuya alkışlarla teşekkür etti. Methiyeyi abartmak istemiyorum, haftaya gene saçmasapan bir iş yapar, şimşekleri üzerine çeker, hiç şaşırmam. Keşke bu performansını devam ettirebilse, ama ondan istikrar beklemek mantık dışı birşey bence.
Maç öncesi ısınma esnasındaki itişmeleri vs tabi anlayamadık. Ama daha geçen sezon patlak vermiş olaylardan sonra bu maçın da bu şekilde başlamasının ciddi bir uyarı olarak algılanması gerektiğini düşünüyorum. Ben ciddi ciddi korkar oldum birbirlerine kramponlarla falan dalacaklar birgün diye. Bu itişme tabi gayet soft'tu ama, seremonide de el sıkışmamışlar mesela, ondan sonra sahada ters bir pozisyon olur biri öbürünü çiğner, öyle olunca Lugano gelir, Kazım gelir, Sabri gelir falan, geçen seneden beter olur ortalık.
Fener çok istekli başladı. Golü de erken buldu. Bu golün de psikolojik etkisi ile sonrasında dikkatli bir savunma oyunu izledik Fener'den. Bu anlamda canla başla mücadele ettiler. Baroni için savunmanın içine çok gömülüyor gibisinden eleştiriler yapılıyordu, çıplak gözle daha iyi gördüm bunu, ancak bunun Daum'un taktiği gereği olduğu aşikar zira sık sık ikiye birlerde kalan ya da yerini kaybeden stoper- beklerin kademesine girmek durumunda kalıyor. İlk yarı sonunda Lugano'nun kafası gol olsa maç orada biterdi kanımca. Ancak ikinci yarı Fener'in attığı gole Galatasaray'ın çabuk cevap vermesi heyecanın uzamasına sebep oldu. Alex'in penaltısı gözümün önünde oldu, hakemin kırmızı kartı çıkartmaması inanılmaz. Keita atıldıktan sonra bu maç kopup gitmeliydi, gitmediyse Fenerbahçe'nin kadro yetersizliğindendir. Santos örneğin beklenen katkıyı yapamadı orada. Alex de çıkmış olduğu için kuru gürültüye döndü ataklar. GS'ye top bile göstermemesi gerekirken kalesinde en ciddi pozisyonu bu dakikalarda gördü Fener. Kaçıran Aydın'a da sormak lazım, o nasıl vuruş öyle diye. Hocan güvenmiş şans bulmuşsun yaptığın vuruşa bak.
Tribünleri özlemişim. Bir GS maçına göre, ortalamanın altında küfür ve yabancı madde ile maçın atlatıldığını söylemek lazım. Yalnız sorun şu ki yabancı maddede isabet oranı artmış. Hakemin pozisyonunu görmemiştim 4-5 dikiş atılmış. Gerçekten inanamıyorum halen bozuk para ve su atılıyor olmasına. Daum bişeyler söylemiş bu konuda, takdir ettim. Yöneticilere örnek olur umarım. Kapatsınlar kardeşim stadı, milletin de, yönetimin de ders alacağı yok zira.
Ayrıca oturduğum yer merdivenlerin hemen yanıydı ve merdivenler öylesine dolup taştı ki yanımdaki insanlarla tek et - tek yürek olduk adeta. Zamanında rakip yöneticileri stadda merdivenler doluydu vs diye suçlayan, bizim stadımız öyle böyle değil, muhteşem - başyapıt diye abartan FB yönetimi ve başkanını, bilumum medyacıyı da bu manzaraları yazmaya davet ediyorum.
Geçen sene de vardı ama bu kadar rahatsız etmiyordu, hoparlörlerden bangır bangır taraftarı yönlendirmeye çalışan arkadaştan nefret ettim artık. Maraton Alt Tribünde oturan taraftarlarımız, koltuklarınızdaki pankartları kaldırın ! (biraz sonra ) Maraton Alt Tribünde oturan taraftarlarımız, pankartları biraz daha düz tutabilirr misiniz? .... Maraton üst teki taraftarlarımız, lütfen açılan bayrağı seremoni bitene kadar kapatmayalım, (kapanmaya devam edince, biraz daha bağırarak) Maraton üst teki taraftarlarımız, açalım bayrağı açalım, kapatmayın lütfen ... Sayın taraftarlar, burası Kadıköy buradan çıkış yok, top rakip takımın ayağına geldiğinde ıslıklıyoruz ... Hakem son düdüğü çalana kadar ... peh be kardeşim bu nedir ya. Bu arada bu sezon kombine sahibi olan arkadaşlar stadda geçen seneye göre daha çok tezahürat yapıldığını söylemişlerdi ama akşam durum öyle değildi. GS maçı normlarına göre pek bir sessizdi her iki takımın taraftarı da.
Aslında maç Fenerbahçe için benim düşündüğümden çok daha kolay geçti. Daum'un defansif bir 11 sürmüş olmasına, takımın çok adamla hücum etmemesine rağmen Galatasaray savunması aciz kaldı birçok durumda. Galatasaray kadro olarak geçen senenin daha üst seviyesine çıkmış olsa da orta saha ve defanslarında önemli zaafiyetleri var gerçekten. Buna yağ süren biraz da Rijkaard oldu sanırım, Elano yerine Kewell ile başlamak daha iyi bir seçenek olabilirdi GS için. Baros'un talihsiz sakatlığı da oyunlarına yansıdı muhakkak.
Kazım benim beğenmediğim bir futbolcu. Hayyam'ın belirttiği gibi, adam değil çocuk adeta. Bu tip bir maçta , hem de büyük bir sorumluluk verilerek 11 başlamasını yadırgamıştım, tahriklere kolay kapılabilir, aşırı motive olabilir, saçmasapan görüntülere karışıp takımını rahatlıkla eksik bırakabilirdi. Ama o beni mahcup etti. GS stoperleri ile çok iyi boğuştu. Tribünden görüldüğü kadarıyla bazıları çok ucuz çalınan 5-6 faul düdüğü ile durduruldu. İkinci yarı bayağı bir yorulmuştu çıkardı Daum. Taraftar da çoğu kez tepki gösterdiği bu futbolcuya alkışlarla teşekkür etti. Methiyeyi abartmak istemiyorum, haftaya gene saçmasapan bir iş yapar, şimşekleri üzerine çeker, hiç şaşırmam. Keşke bu performansını devam ettirebilse, ama ondan istikrar beklemek mantık dışı birşey bence.
Maç öncesi ısınma esnasındaki itişmeleri vs tabi anlayamadık. Ama daha geçen sezon patlak vermiş olaylardan sonra bu maçın da bu şekilde başlamasının ciddi bir uyarı olarak algılanması gerektiğini düşünüyorum. Ben ciddi ciddi korkar oldum birbirlerine kramponlarla falan dalacaklar birgün diye. Bu itişme tabi gayet soft'tu ama, seremonide de el sıkışmamışlar mesela, ondan sonra sahada ters bir pozisyon olur biri öbürünü çiğner, öyle olunca Lugano gelir, Kazım gelir, Sabri gelir falan, geçen seneden beter olur ortalık.
Fener çok istekli başladı. Golü de erken buldu. Bu golün de psikolojik etkisi ile sonrasında dikkatli bir savunma oyunu izledik Fener'den. Bu anlamda canla başla mücadele ettiler. Baroni için savunmanın içine çok gömülüyor gibisinden eleştiriler yapılıyordu, çıplak gözle daha iyi gördüm bunu, ancak bunun Daum'un taktiği gereği olduğu aşikar zira sık sık ikiye birlerde kalan ya da yerini kaybeden stoper- beklerin kademesine girmek durumunda kalıyor. İlk yarı sonunda Lugano'nun kafası gol olsa maç orada biterdi kanımca. Ancak ikinci yarı Fener'in attığı gole Galatasaray'ın çabuk cevap vermesi heyecanın uzamasına sebep oldu. Alex'in penaltısı gözümün önünde oldu, hakemin kırmızı kartı çıkartmaması inanılmaz. Keita atıldıktan sonra bu maç kopup gitmeliydi, gitmediyse Fenerbahçe'nin kadro yetersizliğindendir. Santos örneğin beklenen katkıyı yapamadı orada. Alex de çıkmış olduğu için kuru gürültüye döndü ataklar. GS'ye top bile göstermemesi gerekirken kalesinde en ciddi pozisyonu bu dakikalarda gördü Fener. Kaçıran Aydın'a da sormak lazım, o nasıl vuruş öyle diye. Hocan güvenmiş şans bulmuşsun yaptığın vuruşa bak.
Tribünleri özlemişim. Bir GS maçına göre, ortalamanın altında küfür ve yabancı madde ile maçın atlatıldığını söylemek lazım. Yalnız sorun şu ki yabancı maddede isabet oranı artmış. Hakemin pozisyonunu görmemiştim 4-5 dikiş atılmış. Gerçekten inanamıyorum halen bozuk para ve su atılıyor olmasına. Daum bişeyler söylemiş bu konuda, takdir ettim. Yöneticilere örnek olur umarım. Kapatsınlar kardeşim stadı, milletin de, yönetimin de ders alacağı yok zira.
Ayrıca oturduğum yer merdivenlerin hemen yanıydı ve merdivenler öylesine dolup taştı ki yanımdaki insanlarla tek et - tek yürek olduk adeta. Zamanında rakip yöneticileri stadda merdivenler doluydu vs diye suçlayan, bizim stadımız öyle böyle değil, muhteşem - başyapıt diye abartan FB yönetimi ve başkanını, bilumum medyacıyı da bu manzaraları yazmaya davet ediyorum.
Geçen sene de vardı ama bu kadar rahatsız etmiyordu, hoparlörlerden bangır bangır taraftarı yönlendirmeye çalışan arkadaştan nefret ettim artık. Maraton Alt Tribünde oturan taraftarlarımız, koltuklarınızdaki pankartları kaldırın ! (biraz sonra ) Maraton Alt Tribünde oturan taraftarlarımız, pankartları biraz daha düz tutabilirr misiniz? .... Maraton üst teki taraftarlarımız, lütfen açılan bayrağı seremoni bitene kadar kapatmayalım, (kapanmaya devam edince, biraz daha bağırarak) Maraton üst teki taraftarlarımız, açalım bayrağı açalım, kapatmayın lütfen ... Sayın taraftarlar, burası Kadıköy buradan çıkış yok, top rakip takımın ayağına geldiğinde ıslıklıyoruz ... Hakem son düdüğü çalana kadar ... peh be kardeşim bu nedir ya. Bu arada bu sezon kombine sahibi olan arkadaşlar stadda geçen seneye göre daha çok tezahürat yapıldığını söylemişlerdi ama akşam durum öyle değildi. GS maçı normlarına göre pek bir sessizdi her iki takımın taraftarı da.
25 Ekim 2009 Pazar
Derby
Bugün FB - GS dışında Boca - River ve Liverpool - Man U maçları da var, ön bilgi.
Hayyam'ın posta uzun bir yorum yazıyodum ki birşey oldu uçtu yazdıklarım, post olarak gireyim dedim. Öncelikle geçen sene Sami Yen'de sergilenen rezaletlerden sonra bu maç öncesi (takip edebildiğim kadarıyla) ortamın barış havasına boğulmaya çalışılmamasından pek bir memnunum. Zira pek bir yapmacık duruyor bu tip girişimler, söylemler.
Genelde kazanıyor Fener. Bu maçların birçoğunda hep bir "ekstra" olay olduğu görülüyor. Stoper Luciano mesela, ileri çıkıp, ortayı göğsü ile stoplayıp voleyi çakabiliyor bir GS maçında. Ya da Ali Güneş gizli forvet olarak çıkıp gol atıyor.. Bir başka maçta, Fener'in ilk atağında Api'nin tıngır mıngır şutu tam köşeyi buluyor. Kezman'ın vurduğu top defansa çarpıp uzanılamayacak yere düşüyor. Daha eskilere gidersek tek kale oynanan maçta 80'lerde kazanılan frikikte Johnson maçın tek golünü kaydediyor. Ya da stoper Edu'nun kaç golü var kariyerinde? Biri Galatasaray'a...
Bunlar hep futbolun ekstraları bana göre, ancak tabi tüm bu olayları düşünüp şansıyla kazanıyor yorumu yapmak da doğru değil. Bence bu maçların en keyifli yanları bu anlar oluyor. Tersinin olduğu, bu tip bir ekstradan GS'nin faydalandığı maçlar da oluyor ama sayısı az son dönemde. Nonda'nın boş kale golü bir örnektir iki sene önceki maçta.
Hayyam'ın posta uzun bir yorum yazıyodum ki birşey oldu uçtu yazdıklarım, post olarak gireyim dedim. Öncelikle geçen sene Sami Yen'de sergilenen rezaletlerden sonra bu maç öncesi (takip edebildiğim kadarıyla) ortamın barış havasına boğulmaya çalışılmamasından pek bir memnunum. Zira pek bir yapmacık duruyor bu tip girişimler, söylemler.
Genelde kazanıyor Fener. Bu maçların birçoğunda hep bir "ekstra" olay olduğu görülüyor. Stoper Luciano mesela, ileri çıkıp, ortayı göğsü ile stoplayıp voleyi çakabiliyor bir GS maçında. Ya da Ali Güneş gizli forvet olarak çıkıp gol atıyor.. Bir başka maçta, Fener'in ilk atağında Api'nin tıngır mıngır şutu tam köşeyi buluyor. Kezman'ın vurduğu top defansa çarpıp uzanılamayacak yere düşüyor. Daha eskilere gidersek tek kale oynanan maçta 80'lerde kazanılan frikikte Johnson maçın tek golünü kaydediyor. Ya da stoper Edu'nun kaç golü var kariyerinde? Biri Galatasaray'a...Bunlar hep futbolun ekstraları bana göre, ancak tabi tüm bu olayları düşünüp şansıyla kazanıyor yorumu yapmak da doğru değil. Bence bu maçların en keyifli yanları bu anlar oluyor. Tersinin olduğu, bu tip bir ekstradan GS'nin faydalandığı maçlar da oluyor ama sayısı az son dönemde. Nonda'nın boş kale golü bir örnektir iki sene önceki maçta.
23 Ekim 2009 Cuma
TNT
22 Ekim 2009 Perşembe
Futbolumuzun Couple'i
Ondan Bundan..
Laleli' de dükkanlar var.. Rus ve Rusya ülkelerine bir dolu satış yapıyorlar, resmen ciddi bir ticaret var.. Fakat firmaların öne çıkması lazım, nasıl mı.. Poşet yapıyorlar, malları taşırken kullanmak için. Üzerine amblem, firma ismi.. Altına kocaman alttaki yazı..
okuyamayanlar için.. MILANO, PARIS, ROMA, LONDON gibi şehirlerde temsilciliklerimiz bulunmamaktadır.. Haliyle gören büyük puntoları görüyor :)
Doğuda hangi şehir bilmiyorum, boru hattına kaçak boru hattı çekiyor, ham petrol.. Rafineri kuruyor! Rafineri kuruyor! 2 sene petrolü işleyip satıyor, 2 sene sonunda yakalanıyor..
Patronu getirmişim, Çırağan' dan alacağım sabah.. Yarım saat önceden oteldeyim.. Kapalı otoparka gideyim dedim.. Bekle bekle arabanın içerisinde, sıkıntı.. Önümden Aziz Yıldırım geçti.. Tam da Topuz gerginliği zamanları.. Fırladım.. Başkanım dedim fotoğraf fln.. Eeeiiieaah dedi.. İyi dedim.. Israr edeceğim sandı, ya da orada çalışan biri sandı herhalde.. Arabama yönelince döndü, anlık ama.. Kırmızıda yavaş kalktım, önünde falan durdum, ipnelik olsun diye.. Tırsmadım değil ama, .şaklı adam, 15 dk benimle görüşürse Allah korusun Fener' li falan yapar nemelazım..
Cihan Kamer, Fenerbahçe yöneticisi.. Maça Beşiktaş kaşkoluyla gitmiş, gazetecileri görünce girmemiş maça.. Hemen yapıştırmışlar, Aziz' den çekindi diye.. Sevmem falan da, Aziz başkan' da bu işlerle uğraşmaz gibi geliyor bana..
Doğuda hangi şehir bilmiyorum, boru hattına kaçak boru hattı çekiyor, ham petrol.. Rafineri kuruyor! Rafineri kuruyor! 2 sene petrolü işleyip satıyor, 2 sene sonunda yakalanıyor..
Patronu getirmişim, Çırağan' dan alacağım sabah.. Yarım saat önceden oteldeyim.. Kapalı otoparka gideyim dedim.. Bekle bekle arabanın içerisinde, sıkıntı.. Önümden Aziz Yıldırım geçti.. Tam da Topuz gerginliği zamanları.. Fırladım.. Başkanım dedim fotoğraf fln.. Eeeiiieaah dedi.. İyi dedim.. Israr edeceğim sandı, ya da orada çalışan biri sandı herhalde.. Arabama yönelince döndü, anlık ama.. Kırmızıda yavaş kalktım, önünde falan durdum, ipnelik olsun diye.. Tırsmadım değil ama, .şaklı adam, 15 dk benimle görüşürse Allah korusun Fener' li falan yapar nemelazım..Aziz Yıldırım'ın Efes saldırısı ...
Aziz Yıldırım geçenlerde Efes'e sağlam giydirdi biliyorsunuz. Jean'den detaylı bir post bekledim gelmedi, ben yazayım bari dedim.
Bir kere bu açıklamaların Efes'e kaybedilen finalin hemen ertesine gelmesi, -Aziz gündem değiştiriyor gene- klişesini akıllara getirdi. Gerçi yönetim yanılmıyorsam bu konuda açıklama yapılacağını daha önceden duyurduydu. Ben açıklamanın detaylarını bilmiyorum, şimdi google lamakla da uğraşmak istemiyorum zira derdim bu değil. Satır aralarında söyledikleri değil, başlıklardakiler yeterli benim yazım için. Efes bugüne kadar Türk basketboluna ne verdi demiş mesela... Bir salon yaptırmadılar demiş. Resmen saldırmış Efes'e. Yıllardır biriktiriyor herhalde.
Kardeşim sana ne bunlardan ya? Doping meselesini deşersin, kurcalarsın, hakkını ararsın hukuki platformu neyse orda, ama gidip de Efes'e durduk yere bok atmak neyin nesi ...

Özilhan'ın da benzer bir üslup kullanması, derli-toplu bir açıklama, kınama yerine onların da devlete beleş spor salonu yaptırıyorlar felan tipi bir karşı-açıklama yapması da normal değil bence ama herhalde karşılarında bu tip bir adam bulunca başka türlü olmaz diye düşünüyorlar bu tip insanlar.
Bir kere bu açıklamaların Efes'e kaybedilen finalin hemen ertesine gelmesi, -Aziz gündem değiştiriyor gene- klişesini akıllara getirdi. Gerçi yönetim yanılmıyorsam bu konuda açıklama yapılacağını daha önceden duyurduydu. Ben açıklamanın detaylarını bilmiyorum, şimdi google lamakla da uğraşmak istemiyorum zira derdim bu değil. Satır aralarında söyledikleri değil, başlıklardakiler yeterli benim yazım için. Efes bugüne kadar Türk basketboluna ne verdi demiş mesela... Bir salon yaptırmadılar demiş. Resmen saldırmış Efes'e. Yıllardır biriktiriyor herhalde.
Kardeşim sana ne bunlardan ya? Doping meselesini deşersin, kurcalarsın, hakkını ararsın hukuki platformu neyse orda, ama gidip de Efes'e durduk yere bok atmak neyin nesi ...

Özilhan'ın da benzer bir üslup kullanması, derli-toplu bir açıklama, kınama yerine onların da devlete beleş spor salonu yaptırıyorlar felan tipi bir karşı-açıklama yapması da normal değil bence ama herhalde karşılarında bu tip bir adam bulunca başka türlü olmaz diye düşünüyorlar bu tip insanlar.
Cok temiz müzik yapiyor adamlar!
"Temiz müzik yapiyor adamlar"
"Besiktasin kötü oynayinca adamlarin senkronu kaydi, onlarda kötü oynadilar"
"Keske Sivas sampiyon olsaydi, onlar yenerdi Wolfsburgu"
"Besiktasin Alpayi almasi lazim defansa!"
"Oktay in karisi niye intihar etmisti ki?"
"Cok temiz müzik yapiyor adamalar"
"2-4-4 oynamasi lazim Denizli nin!"
Yerler güzel, biletler beles olunca kimlerle mac izlemek zorunda kalacagimi pek umurasamamistim. Hata etmisim. Dönüs yolu muhabeti beni benden aldi, yalnizligima götürdü! Neyse artik en azindan Besiktas i gördük, göt donmasi, kafa sismesi cokda önemli degil.
FERRARIIIII..........................................
O ne muthis bir ikinci hamleydi, hala etkisindeyim o pozisyonun. Soyle gecmise baktigimda aklimda kalan en iyi Besiktas stoperi Zago derken bu adam geldi ve butun herseyi bastan yazdi. Sivok'la beraber olusturduklari defans ikilisi bence su ana kadar ligimizdeki en iyi defans ikilisi diyebilirim. Ayrica son dakikalara dogru Wolfsburg defansinin uzaklastirdigi bir topla geriye dogru donen (basta I. Uzulmez) takimi durdurup onlari ileri yonlendirmesi ile oyunu ileri tasimasi varki bu adama hayranligimi iki kat arttirdi. Oyuna gelince Rustu yine sahanin en kotusuydu bana gore; bunlari soylerken gercekten icim sizliyor ki ben bu adami FB de oynarken dahi cok severdim. Onun disinda Denizli icin basarili bir oyundu. Oyuncu degisikliklerinde biraz gec kalindigi soylenebilir ama yapilan degisikliklerde hocanin sistemle oynamamasi benim icin en guzel tarafiydi. Ayrica gec gelen oyuncu degisikliklerinde M. Denizli'ye de hak veriyorum bu 1 puan onun icin cok onemliydi ve princ'e giderken bulgurdan olmak istemedi. Insallah 14 gun sonraki randevuda bulgurlarin yanina princleride eklemis oluruz. Eger Sivok-Ferrari-Ernst-Fink-Bobo (Bobo ve Fink'in kalitelerini tartismak artik cok gereksiz cunku eldekiler bunlar) iskeleti bozulmazsa Besiktas gruptan 3. degil 2. olarak bile cikabilir. Ayrica takimdaki isigi ben bugun Nihat'ta da gordum. Sahada fiziki olarak daha guclenmis ve ilerisi icin isik veren bir Nihat vardi. Son sozum ise yeter be Deli Ibo bari sen feragat et bu 11 den. Ilk yarinin son ceyreginde bir BJK kontrasinda sol tarafa dogru acilan topta orta ic yerine Bobo'nun arkasinda bir defans oyuncusu seklinde kosusu vardi ki beni cileden cikartti. Yalniz artik kizamiyorum bu adama sadece guluyorum....
19 Ekim 2009 Pazartesi
Son Gülen İyi Gülermiş..
imaj hiç bişeydir
teknik herşey, futbol tekniğin zayıfsa kaybedersin, kazanamazsın en azından,antep de fena oynamadı fb, ama eksiği vardı.
alex in yerinde oynattığı mehmet topuz u berbat oyununa rağmen çıkarmadı,
ali bilgin i, özer hurmacı yı denemedi orda, gol üretemedi dolayısıyla.
16 Ekim 2009 Cuma
ohaa -> fatih altaylı

“BURSASPOR Başkanı İbrahim Yazıcı, HABERTÜRK muhabiri Erhan Telli’yi dövdü. Öyle delikanlıca falan da değil. Korumalarına tutturduktan sonra. Bu yapılana ne deneceğini bilirim de söylemem. Ayıptır. Muhabir arkadaşlarımız işlerini yapıyor, bildiklerini, duyduklarını yazıyorlar. Doğru yazdıklarını biliyor, inanıyorum. De ki, ezkaza yanlış bir şey yazdılar. Bunu çözmenin yolu var. Kendinden eminsen düzeltme yollarsın, yayınlamazsak tekzip yollarsın. Bütün bunları yaparken de dava hakkını saklı tutar, gerekirse davanı açarsın. Muhabir dövmezsin. Hele hele yanındaki çakallara tutturup, eli kolu bağlı adamı hiç dövemezsin. Bu adamlık değildir.Yazıcı Efendi bilsin ki, bu gazetede çıkan her haberden ben sorumluyum. Doğrusuyla da, yanlışıyla da buradaki her haber benim haberim. Ve Yazıcı’ya bir teklifim var. Bu işlerin dövüşerek hallolacağını düşünüyorsan ben buradayım. Eğer kendine güveniyorsan, korumaların arkasına saklanıp aradan yumruk atmaya çalışmayacaksan gel. İstediğin yerde, istediğin zaman. Köşede yazdığı gibi Teke Tek.”
15 Ekim 2009 Perşembe
renkli takım tutmak
bazıları shell den benzin almaz bilirsiniz,
diğer taraf da opet den almıyormuş,

kredi kartı alacakken bankadan isteyebiliyosun, mastercard olmasın
yada visa olmasın diye..
diğer taraf da opet den almıyormuş,
kredi kartı alacakken bankadan isteyebiliyosun, mastercard olmasın
yada visa olmasın diye..14 Ekim 2009 Çarşamba
Ibrahim Altinsay baskan olsun
Radikal deki son yazisini herkesler okumali. Hepsini kopyalamadim ayip olur diye. Su adam Baskan olsa bize 40 yil sampiyon olmasakta koymaz valla.
..."Nereden bakarsanız bakın, tribünleri manipüle etmenin, yukarıdan yönlendirmenin vardığı son nokta... Tribünlerin katli. Aslında Demirören yönetimi, tribün liderleriyle pazarlıkla yönetime geldi. Çarşı liderlerinin yönetimle iç içe olması ve çeşitli ayrıcalıklar elde etmesi, bu özgün tribün topluluğunun da sonu oldu. Kendi içlerinde bir iktidar kavgasının içine düştüler. Ancak yönetimin sıradan taraftarın baskısını, özel timlerle bastırma çabası yeni değil. Demirören yönetiminin ilk yıllarında bir Bolton maçından sonra bu ‘özel tim’ bu kez numaralıya sokulmuş, orada terör estirmişti."...
Milli takımın hocası
Medyada harıl harıl milli takımın başına geçecek isim tartışılıyor. Benim tüylerimi ürperten iddia ise teknik yönetimin Lucescu ve Ertuğrul Sağlam'a verilip, Hakan Şükür'ün idari menajer olarak takımın başına geçirilmesi oldu. Lucescu'yu ben sevmem, koltuğu sallanan her teknik direktöre alternatif olarak gazete sayfalarını habire süslemesinden hazzetmem, Tr'de görev yaparken de yaptığı sivri dilli açıklamaları unutmam. Ama hepsinden önemlisi oynattığı futbol konusunda birçok karşıt görüşe rağmen aradığım tadı bir türlü bulamam. Ertuğrul Sağlam için birkaç postta konuyu tartışmış ve en son "o yerini buldu" da karar kılmıştık.
Peki ya Hakan Şükür ve milli takım kelimeleri yanyana gelince aklınıza ne geliyor? Parlak bir kariyer ve Dünya 3.'lüğü mü, yoksa polemikler, hizipler, kırgınlıklar, demeçler, tripler mi ? Ben şahsen bir önceki Dünya Kupası'na gidemeyişimizin baş sorumlusu olarak kendisini ön sıraya, zamanın GS yönetimi ve GS medyasını da hemen arkasına koyuyorum. Bugün bu tip bir görev için adının geçmesinin altında yatan temel neden de siyasidir zaten, kendisinin siyasi görüşleri malumdur. Zamanında takımın başarısını hiç umursamayıp tamamen şahi çıkara yönelik hesapların içerisinde polemikler ve huzursuzluk ortamı yaratan böylesi bir adamın her türlü milli aktiviteden uzak tutulması taraftarıyım.
Peki ya Hakan Şükür ve milli takım kelimeleri yanyana gelince aklınıza ne geliyor? Parlak bir kariyer ve Dünya 3.'lüğü mü, yoksa polemikler, hizipler, kırgınlıklar, demeçler, tripler mi ? Ben şahsen bir önceki Dünya Kupası'na gidemeyişimizin baş sorumlusu olarak kendisini ön sıraya, zamanın GS yönetimi ve GS medyasını da hemen arkasına koyuyorum. Bugün bu tip bir görev için adının geçmesinin altında yatan temel neden de siyasidir zaten, kendisinin siyasi görüşleri malumdur. Zamanında takımın başarısını hiç umursamayıp tamamen şahi çıkara yönelik hesapların içerisinde polemikler ve huzursuzluk ortamı yaratan böylesi bir adamın her türlü milli aktiviteden uzak tutulması taraftarıyım.Dile getirmek istediğim ikinci konu ise Fatih Terim'in teknik direktörler nezdindeki dokunulmazlığıdır.
Cristoph Daum, Mustafa Denizli, Yılmaz Vural "Terim'e yapılanlar yanlış, linç edilmek isteniyor" felan demişler. Kardeşim bir mesleki dayanışma olgusu vardır saygı duyarız ama neden bu "linç" kavramını aşıp da olayı biraz derinlemesine değerlendirmiyorsunuz? Kendileri de iş başında iken başkasının işine karışıyor gibi görünmek kaygısı taşıyor olabilirler bunu da anlarız eyvallah da, o zaman bu linç söylemine de hiç girmeyeceksin arkadaş. Sürekli basınla didişen, 4 senedir istikrarlı bir takım ortaya çıkaramayan, kadro seçimini performanstan çok şahsi hesaplarla yapan, artık yedek kulübesinde kalmayı bile beceremeyip takımı yalnız bırakan bir teknik adamdan bahsediyoruz, senin benim paramla dünyaları kazanıyor, o eleştirilmeyecek de kim eleştirilecek anlamıyorum. Kariyerinin bu sefil döneminden bile Avrupa 3.lüğü apoleti ile ayrılıyor olması da bir başka üzüntü verici nokta benim için.
Kendisinin Bursa başkanı ile konuşmasını işitip habe yapan Habertürk muhabirini Bursa başkanı - kimden izin aldın ulan - felan diye darpetmiş. Fatih Terim'in bu işte parmağı yok diyen parmak kaldırsın. Kalkmayan parmaklar için de, kariyerinin başında bir Avrupa maçında yedek kulübesinden bir futbolcusuna yaptığı " 5 numara, bas" işaretini hatırlatmak gerek.
Bazı futbolcular da çıkıp tetikçisi gibi konuşuyorlar, o da beni ayrıca hasta ediyor. Arda zaten Emre'leşme yönünde hızla ilerliyor, medyanın da gazıyla. Biri futbolcu, öteki teknik direktör bunların yahu, aralarında bundan öte ne ilişkisi olabilir, biraz profesyonel olmayı ne zaman öğrenecekler bilmiyorum. Dünya Kupası en büyük vitrin, al işte gidemiyorlar oraya. Yurtdışında kalan tek ihraç malı oyuncu Tuncay kaldı (Marco'yu saymıyorum), daha da uzun yıllar çıkmayacak gibi duruyor.
11 Ekim 2009 Pazar
2
almanya 1934 yılından beri dünyakupası elemelerinde 2 defa yenilmiş.

dirt 2. sezon,of bee.

türkiye dünya kupasına 2 defa katılmış,2.sinde 3.lük aldı.

zlatan ibra+sabri sarıoğlu dünya kupasında yok.
dirt 2. sezon,of bee.
antep-fb 2, lütfen..
2. sultan terim dönemi bitti, milandır - juvedir sıradaymış,ben öyle duydum..iskoçyadan hearts ı çalıştırır gibime geliyo yada azerbaycan millitakım hocası da olabilir.gs rijkaard ı gönderip almazsa tabi..
Terry'm..
9 Ekim 2009 Cuma
bazı nasihatler
Mehmet Okur'la özel bir görüşme yapan Başkanımız Aziz Yıldırım, kendisine bazı nasihatlerde bulundu.??
-öss yaklaşıyo bırak topu potayı
-daha süt içme sen, uzama daha
-saçı sakalı adam gibi kestir
Edit (jeankier) : yarın tr' ye döndüğünde forma fotomontaj der arkadaş.. n'olacak..
8 Ekim 2009 Perşembe
MMS
mercimek
bjk bu çocuğu sevmedi, ama bu bjk yi sevdi?? artık taraftar da sevdi sanırım, ankaraspor oyuncusuydu, serbest kalıyor, bjk bu çocuğu alsın.Bööyyüükkk Türk Basini ve Ridvan Dilmen
Uzun suredir spor basininin Turk futboluna veya genellersek Turk sporuna katkisi uzerine bir post yapmayi dusunuyordum ama bir turlu vakit bulamiyordum. Ayrica son gunlerde o kadar cirkinlesti ki Mustafa Denizli'yi taraftarin onune atmaya calismalar sanki futbolu ondan daha iyi biliyorlarmis gibi ve en sonunda da Rustu'ye yapilan ve duydugumda gercek anlamda beni cok uzen isliklanma olayinin 1 numarali suclusu basindir. Zaten kisa surede gelen beklenilmedik kotu sonuclarla ve transferlerdeki beklentilerin karsilanmamasi ile gerilen Besiktas taraftarina daha baska deyisle padisahtan kelle isteyen yenicerilere Rustu'yu hedef gostermistir. Sonrada bu cok bilgili ulema sinifi cikip Rustu'ye yapilan ayiptir diye gunah cikarma yarisina girmislerdir.
Son zamanlarda Ibrahim Altinsay disinda Mehmet Demirkol da dahil (ozellikle Ferrari konusundaki yavsak yazisindan sonra, ki o zamana kadar ne oldugunu biliyordum ama yine de bir goz atiyordum simdi sadece yazisini gordugumde eger BJK ile ilgiliyse icinde Ferrari var mi yok mu ona bakip geciyorum. Bu arada bana gore Ferrari su an ulkedeki en iyi defans oyuncusu ve BJK'nin Ernst'le beraber son yillardaki en iyi transferi olarak M. Demirkol'a su sozu hatirlatmak isterdim "giren semsiye acilmaz") olmak usere hic bir spor yazarini okumuyorum ve okumak icin cabaladigimda da okunacak bi sey bulamiyorum. Zaten oylesine internettende spor sayfalarina bakarken atilan basliklar veya ufak yorumlarda cileden cikmama yetiyorda artiyor bile. Kim ne derse desin bana gore Turkiye'ye gelmis, futbolculuguyla, yetistigi ve oynadigi kluplerin buyukluguyle ( Ajax'in en son aldigi CL'de Juventus finalinde bu buyuk adamin oynadigi futbol hala aklimdan cikmaz) ve geniz futbol bilgisini, egitimini ve deneyimini birlestirdigi buyuk hocaligi ile en buyuk yabanci teknik hatta butun teknik adamlarin icerisinde benim gozumde en kalitelisi ve en degerlisidir Rijkaard. Turk futboluna ne kazandiracagini eger ona sabredecek bir Gs yonetimi olursa onumuzdeki yillarda gorecegiz. Konuyu dagitmadan, bu adama BJK macindan sonra yaphilan methiyelerin yerine BJK de 3-0 alabilirdi sozunu kimse dinlememisti ve o gunku galibiyetin ardindan Rijkaard kendilerinde ki eksikleri gormustu ki bunu daha o yuce spor basini gormeden. Son 3 haftadir da Ridvan'in onculugunde ortaya cikan bir B plani var ki gercekten nedir bu B plani cok merak ediyorum. Yani arabayla yolculuga cikarken ust bagaj yapip tepeyede bir de motorsiklet koymak gibi biseymidir araba bozulursa motorla yola devam ederiz gibi bir planmidir cozemedim. Eger Ridvanin boyle planlari olmussa bu meshur MTK macinda ki islemeyen B plani neymis cok merak ediyorum. Bu insan bu haftada Alex'i kesfetmis ve onun hakkinda konusmayacakmis ayrica heykeli dikilsinmis mis mis... Bunlari duyunca aklima Alex deyip baska bi sey demeyen Omer ve onu bu sene kesfeden Buyuk Turk Basininin tek bir bireye indirgenmis hali Bora geldi aklima:)))
Bu aksam isten geldikten sonra eksi sozlukte oradan oraya ziplarken bu yaziyla karsilastim ve benim dusunduklerimle hemen hemen ortusuyor diyebilirim. Asagidaki yazi eksi sozluk Borges adli kullaniciya ait olup agzina saglik diyorum.



ridvan bana göre "ortalama" bir futbol yorumcusudur. ülke insaninin "gol olur" geyiginin de etkisiyle büyütüp büyütüp bir yere sigdiramadigi adamdir. bu insanlarin da futbola bakisi ortadayken bunlarin büyüttügü futbol yorumcularinin da citasi üc asagi bes yukari ortadadir. hincal uluc ve ridvan dilmen icin "süper yorumcu abi" diyen ile ben misal futbol filan konusmam, futbola dair geyiklerin üzerinden gecerim en fazla filan... cok da önemli degil benim onun hakkindaki yargim ama tarafsizlik meselesi hakkinda iki üc diyecegim vardir benim..
aylar, yillar önce mehmet demirkol icin benzer yorumlarda bulunmus ve hatta o yorum mehmet demirkol'ün kendisine kadar gitmisti. simdi baska düsünüyorum zira kosullar gercekten degisti. hem demirkol hem de ridvan icin gecerlidir bu söylediklerim: hepsi tarafsizdir, takim tutmuyor özellikle tv yorumculuguna adim atti atali..bu acidan nesnel ve objektif bakiyorlar da diyebiliriz.. hatta fenerbahceli dedigimiz demirkol, daum'un basarisizligini ister, rijkaard'in basarili olmasini ister ya da ridvan dilmen galatasarayli bir futbolcu hakkinda (nonda) yarim saat övgü düzer filan.. neden ? yine de bir gariplik seziyorsunuz degil mi ? cunku bu insanlar televizyon ekranindan bazen cok bilmis demecler verir ve artik takim degil de bu demecleri tutarlar.. kendi söylemlerinin bir ilk olarak basinda yer aldigi andan itibaren kölesi olurlar.. ona taparlar.. pek cogu da türk futbolunu kurtariyorum edasinda yorum yaparlar ki sonra buraya da geliriz.
ridvan'in gecenlerde nonda'nin yedekten girip 3 gol attigi macin sonrasinda yayimlanan programda yaklasik on dakika ara vermeden, nefes almadan nonda'yi neredeyse fernando torres yapacak kadar zivanadan cikmasini saglayan tarafgirlik degil bir zaman önce nonda icin türkiye'ye gelmis en büyük üc forvetten birisidir söylemidir.. ha akabinde 20 mac nonda yatmis, baros gol krali olmus, nonda gönderilmek istenilmis ve fakat degisen sistemin merkez forvet sayisi azalinca yedekten kalmis filan önemli degil.. aylar sonra üc gol ve bak ben demedim mi geyigi yani "gol olur" hesabi.. baros, gol krali olsa, onca depar atsa, güzel isler cikarsa, goller caksa da ridvan'a yaranamamasinin nedeni budur. ferrari besiktas'in en iyi transferi olsa da demirkol'e yaranamayacaktir, adini anmayacaktir.. baros, on bin kat daha iyi olsa dahi ridvan tarafindan görülmeyecektir, keita gibi bir adamin transfer oldugunda öyle bir futbolcudan haberi olmayan ridvan'in garip yorumu ayni zamanda o muhtesem calimina ve asistine ragmen keita'yi degil de bugün bile ismini bilmedigim, tek atak yapamamis takimin bir futbolcusuna macin adami yaftasini yapistiracaktir filan..
galatasarayli ya da fenerbahceli olmasindan da önemli olan ridvan ve digerleri icin ortaya koydugu futbol analizleridir.. önceden ne kadar dogru analizler yapabildiginin onaylanmasidir. basit bir "gol olur" geyigi bugün ona milyonlari kazandiriyor arkadas.. bunlarin buyuk cogunlugu öyle ki daum 7'de 7 yaptiginda resmen üzüldüler.. bir bakin yorumlara, antalyaspor defansina nasil kiziyorlar filan.. zira yanilgi ile tanistilar, sallamalarinin cezasini cekiyorlar ve dogru analiz yaptim ugruna ridvan dahil pek cogu birakin tarafgirligi kendi takimini da keser atar.. kendi takiminin yenilgisina bahis oynayip kaybetmesini bekleyenlerden cok farki yoktur.
bugün dikkat ediyor musunuz bilmiyorum ama hickimse elano'nun aldigi parayi gündeme getirmiyor. araya sikistiralim, elano, lincoln'den 3 milyon euro daha pahali bonservise ve ayni zamanda alman kaynaklardan alinan bilgiye göre 500 bin euro daha fazla paraya oynuyor.. takimda dengeler bozuluyor efendim digerlerine haksizlik geyikleri olmuyor.. elano, skibbe yönetimi altinda lincoln'ün sergiledigi performansin ellide birini dahi ortaya koysa bu sene sorunsuz bir sekilde devam edecektir futbol hayatina.. zira futbolcularin dahi arkadasina bakisini medya belirler, elano'nun bilinmemezliginden ya da cok fazla gündeme gelmeden transfer olmasindan dolayi üzerine "yorum yatirimciligi" olmadigindan kelli sorun cok fazla olmayacaktir.. futbolcularla da sorun yasayip futbolculuk hayatini tehlikeye atacak kadar buradan uzaklasmak isteyecegi bir ortam dogmayacaktir.. misal zamaninda cok baska yorumlar yapan levent tüzemen bugün söyle bir sey söylemis:
"gelen gideni aratırmış; lincoln beceri ve zeka olarak elano'yu üçe beşe katlar. "
mesele lincoln'un ne yaptigi degil basinin onu nasil göstermek istedigidir. o nasil göstermek istiyorsa futbolcular dahi öyle görmüs, döverize kadar isin sonu gelmistir. arda turan da keza basinin belirledigi galatasaray kaptanidir filan..
ve arkadasim tüm bu yorumlarin temelinde yatan avrupa futbolu iste bu acidan önemlidir.. eger avrupa futboluna ilgisiz bir insan isen bugün ülkene gelen keita,elano,baros,ernst, fink ve benzeri insanlari bilmezsin.. "neresi farkli rijkaard'in yaa.. hani iki forvet sokmuyor maglubiyet aninda" gibi komik yorumlar yaparsin.. daha da kötüsü üc macina göre bu futbolculara bir yargi koyup nonda'yi kral, elano'yu vasat yaparsin.. iste sorun da burada baslar, zira zamanla isler degisir ama bu insanlarin futbolcular hakkinda verdigi yargilar degismez.. yillar sonra onca vasat performans sonrasi nonda piyasaya ciktiginda "demedim mi" diye dakikalarca garip bir sekilde nonda orgazmi yasatirsin seyircilere.. her elano'nun kötü oyununda büyütür, büyütür durursun zira alttan alta calistigin bir zaman önceki avrupafutbolunauzakligindan dogan sacmaliklardir.. hani ridvan'in bir barca macinda yorumculugu var, aman allahim.. cizgiye disforvetleri (keita-kewell) yerlestirip enlemesine acilan ve etto'yu da saga sola kacirip yer yer defansif orta sahasini da(mehmet topal) iceri sokarak dörtlü defansa karsi denge kuran.. dörtlü defansi cizgiye kaydirilan disforvetler nedeniyle arasini acip araya daha kolay bir sekilde kombinasyonlar sokan barca'nin 4-3-3 ünden bihaber yorum yapip "etoo niye sabit durmuyor" gibi zircahil yorumlar yaparsin.. ki akil isi degil ama "gol olur" geyigi yeter.. futbolu seyredenlerin ortalama algisina baska türlü nasil hitap edecek ? hem oraya hem de futbolun derinlerine nufuz etmesi beklenemez zaten, o cok baska.. o sistemin bir benzerini bu ülkede yerlestirme gayretine giren adami anlamasi da beklenemez zaten.. ispanyada olsaydi muhtemelen "onca paran var yillardir tek forvet ettoo ile oynuyorsun" geyigi yapacakti.. yapardi da, öyle kendinibilmez olabiliyor..
rijkaard'in barca macerasina nasil basladigini bilmelisin. 15 macta 5 galibiyet 5 beraberlik 5 maglubiyet ile lig sonuncusu ile arasindaki puan farkindan bihaber olmamalisin.. orada oturttugu a plani/sistemi ile seri galibiyetlere baslayip o yili ikinci bitirip arkasindan sampiyonlar ligi sampiyonlugundan la liga sampiyonluklarina uzanan yolu analiz etmezsen bugünkü b planinin gereksizligini ya da a plani israrini da algilayamayabilirsin.. futbolcu olurum(a plani), olmazsa en kötü spor yorumculuguna kapagi atar(b plani) giderim diyen adamin futbolcu olma konusundaki israri da ortadadir..(yelkovan deginmisti ilk) b plani ancak a plani konusunda sorun yasayanlar icin gecerlidir.. rijkaard'in kimligidir bugün a plani diye algilayamadigi sistemi.. misal kalli'nin a plani disiplin ve yildiz oyunculara verilecek ayar ile disiplinli ama yetenek fakiri oyunculardan aldigi verimdir, 20 yil sonra bile feldkamp'in bir b plani yoktu lakin a plani ile zamaninda gayet güzel basarilar kazanmistir.. bu kaiserslautern'de iken de ayniydi (demir hotic'i tribüne gönderir) galatasaraya geldiginde de ayniydi (kosecki-lincoln-bolic ) hiddink'in de kendi icerisinde bir b plani yoktur, kovulabilir, basarisiz olabilir ama o planina sadik bir sekilde yürüyor, löw ya da digerlerinin de kendilerine ait siki sikiya sarildigi bir a plani vardir, b planlari yoktur.. avustralya, rusya ya da almanya ile türkiye arasindaki "hiddink" "löw" farki ya da barcelona ile galatasaray farki teknik adamlarin b plani yoksunlugundan ziyade varolan basari recetesine(a plani) duyulan güvendir. imdi rijkaard barca da 15 macta 5 galibiyet 5 maglubiyet 5 yenilgi almasina ragmen (sondan ücüncü ile 15.haftada puan farki 5 idi ) a planina sadik kalindi.. akabinde gelmistir la liga sampiyonlugu,sampiyonlar ligi sampiyonlugu filan.. (terim'in a plani hakan sükür'dü, 7 hafta gol atamadi sonrasinda attiklari ortadadir)burada neden degistirsin tüm o basarilarinin ardinda bu plan yatiyorsa eger ? barca'nin nasil yerden kisa paslarla oynadigini ve sahaya nasil yayildigini rakipleri degil tüm dünya ezbere biliyordu, durdurulabildi mi ki ? rijkaard'i su oyuncuyu da oynatmalisin diye elestirebilirsin lakin adamin zaten kimligi olmus sisteminden neden vazgecmiyor elestirisi rijkaard elestirisi olamaz.. rijkaard gibi teknik adamlarin burada isi olmaz diyebilirsiniz lakin neden b plani yok yilmaz vural gibi dersen cehaletin ortaya cikar.. daha geldiginde yazildi onun oynatacagi sistem vesaire.. ve kucuk bir ayrinti bu ülkede hem yorumcu hem de teknik adam konumunda rijkaard'in sistemini degistirebilecek etkiyi edecek insan yoktur. dolayisla basarisiz olursa ceker gider milan'a ama planinda/sisteminde yine de bir degisiklik olmaz.. yani ridvancim ne teknik adam olarak ne de futbolcu olarak etkiyemeyecegin bir isim maalasef..
basarili olma durumu varolan basari recetesine sahibini bagimli kilar.. terim'den cruyff'a kadar inanilmazi gerceklestiren insanlarin degisen kosullara ragmen a planlarina ne kadar sadik kaldigini görebilirsiniz.. hollandalilarin da tarihine baktiginizda bu sisteme bu denli tutkuyla sarilmalarini algilayabilirsiniz zaten.. ne kadar basarili olunursa o kadar saplantili derecede oraya(a plani) bagimli yapar insani.. cruyff, michels ile beraber basladigi bu ise girdigi günden bu yana sayisiz basari kazanmistir.. 4 yil üst üste la liga, 74 dünya kupasi ve daha ajax ile oyuncu olarak üc yil üst üste sampiyon klupler kupasi filan.. van gaal gibi dibi görmedikce hollandalilar bu a planini genelde degistirmez.. rijkaard'i almadan a planini/sistemini/kimligini bilecek ve daha cok onu satin alacaksiniz.. feldkamp'i aliyorsan lincoln'e bosa para vermeyeceksin misal.. skibbe'yi aliyorsan kariyersizligini ve bundan dogacak olan ülke icerisinde otoritesizligini yardimcilarini alarak daha da isi abartmayacak aksine bu sorunun önüne set cekeceksin.. magath'i aliyorsan futbol subesi sorumlulugunu ona vereceksin gibi sayisiz örnekler vardir.. rijkaard elestirilebilir elbette lakin her yerde bilinen kimligini "degistir" demek sacmalamaktir.. b plani gibi türkiyede yüz teknik adamin uyguladigi orta saha cikarip forvet sokmayi neden yapmadigi icin elestirilmesi, üstelik tam da farkin burada yatmasi ve buna ragmen "farkli degil rijkaard yaa " geyiktir.. hollandali futbol adamlarinin -aynisi burada var, her gün tartisiliyor misal- varolan özelliklerinden bihaber neden hikmet karaman gibi iki forvetle oynamadigi icin elestirmek düpe düz cahilliktir, ridvan da avrupa futbolu cahilidir hali hazirda.. mesele de bu cehaletten dogan anlamsiz yargilari/analizleri ufak basarisizliklarda halkin gözüne sokma cabasidir.. bu da "tarafgirlik" olarak yorumlaniyor ki degildir.. rijkaard, kötü olabilir, 4-3-3 ya da total futbolun bu döneme uyarlanan yeni modelini begenmeyebilirsiniz lakin "b" plani yok diye rijkaard'in kimligini reddedecek yorumlar yapamazsiniz.. ayni zamanda varolan sisteminden, kimliginden bihaber oldugunuz icin "rijkaard'in neresi farkli yaaa" dersiniz.. bu sistem dünya futbolunda yok dersin, eyw.. bu sistem basarili olamaz dersin katiliriz ya da katilmayiz belki ama ortada olup bitenden haberdar oldugunu anlariz..
ridvan dilmen, aylar öncesinde söylemistim, yine söylüyorum fatih terim'i elestirmez.. hirvatistan maci sonrasi o "süper oynadi milli takim" yorumunu yazan koca avrupada bir tek ridvan'dir zira sak sakcilik yapar, denizli'yi sevmez.. arda turan'i elestirmez.. hakan sükür'ü sever.. sahada oynanilan oyunun bu isimler oldugunda bir önemi yoktur ki listeyi cok önceden vermistik biz.. elano,lincoln gibileri bilmedigi icin anlamaz ve üc macinda karara baglar.. lincoln'u neresi on numara, elano vasat bir oyuncu der lakin sonrasinda not defterinde ilk yarinin en iyi onbirine secer neresi on numara dedigi adami.. bakin bu ülkenin sorunu basinidir.. pek cok problemin yaraticisi basindir. a planlarina zamani onun ne oldugunu algilayamadigi icin vermeyen basindir. seyircilerin ses cikaran kesimini de basin olusturur, haliyle bu basin ve onun sekillendirdigi taraftar korkusu ile yönetilen kluplerin basarisizligi da kacinilmazdir.. terim'in belki de en önemli özelligi a planina her seye ragmen sadik kalabilecek kibirinden dogan bir özgüveni olmasidir..kim ne derse desin o hakan süküründen, a planindan vazgecmemistir.. bir terim özgüveni, iki onu koruyabilecek yönetim.. bu ikisi basarinin sirridir..
türk futbolunun önünde varolan nice engellerden en asilmasi zor olanlarinin basinda gelir ridvan dilmen. ibrahim altinsay(besiktaslidir) tanil bora (gs'yi birakip genclerbirligine yönelmistir kendisi) gibi adamalr bu ülkede günde bes kez görebileceginiz televizyon programlarina cikamazlar, ülke insanin ortalamasi bellidir.. yoksa rijkaard gelmeden önce her ikisinin de hem rijkaard hem de 4-3-3 sistemine dair muhtesem yazilari vardir kac kisi okumus, bilmistir ? aynisini yazsalar, söyleseler kac kisinin ilgisini ceker ? kahvedeki necip, sözlükteki ultra fanatik oldboy nickli arkadaslar ciddiye alip önemser mi ? haliyle ridvan dilmen cok iyi oldugu icin degil ortalama algiya hitap edebilecek en yüzeysel geyikleri o yaptigi icin..
"gol olur.. aha bak oldu, biliyoz da konusuyoruz abi..."
"rijkaard'in b plani yok, bak biz basarili oldugunda bunlari söyledik, görüyoruz bazi seyleri abi.." (belki o basarisizlik barcada da olmustur, belki a planinin olusmasinda "zaman" cok önemli bir faktördür?)
"rijkaard'in neresi farkli yaaa.. rotterdam.." (senin gibi tonla adami sallamayacak derecede ne yaptigini bilen ve onu uygulayan bir adam olmasi ?)
"ben elano'yu brezilya milli takiminda seyretmedim, man city'de de seyretmedim, simdilik vasat bir oyuncu" (yorumsuz)
"ettoo.. aslinda sabit kalsa yerinde ne goller atacak..." (haliyle rijkaard'in sistemine, b plansizligina anlam koymak zor oluyor )
Son zamanlarda Ibrahim Altinsay disinda Mehmet Demirkol da dahil (ozellikle Ferrari konusundaki yavsak yazisindan sonra, ki o zamana kadar ne oldugunu biliyordum ama yine de bir goz atiyordum simdi sadece yazisini gordugumde eger BJK ile ilgiliyse icinde Ferrari var mi yok mu ona bakip geciyorum. Bu arada bana gore Ferrari su an ulkedeki en iyi defans oyuncusu ve BJK'nin Ernst'le beraber son yillardaki en iyi transferi olarak M. Demirkol'a su sozu hatirlatmak isterdim "giren semsiye acilmaz") olmak usere hic bir spor yazarini okumuyorum ve okumak icin cabaladigimda da okunacak bi sey bulamiyorum. Zaten oylesine internettende spor sayfalarina bakarken atilan basliklar veya ufak yorumlarda cileden cikmama yetiyorda artiyor bile. Kim ne derse desin bana gore Turkiye'ye gelmis, futbolculuguyla, yetistigi ve oynadigi kluplerin buyukluguyle ( Ajax'in en son aldigi CL'de Juventus finalinde bu buyuk adamin oynadigi futbol hala aklimdan cikmaz) ve geniz futbol bilgisini, egitimini ve deneyimini birlestirdigi buyuk hocaligi ile en buyuk yabanci teknik hatta butun teknik adamlarin icerisinde benim gozumde en kalitelisi ve en degerlisidir Rijkaard. Turk futboluna ne kazandiracagini eger ona sabredecek bir Gs yonetimi olursa onumuzdeki yillarda gorecegiz. Konuyu dagitmadan, bu adama BJK macindan sonra yaphilan methiyelerin yerine BJK de 3-0 alabilirdi sozunu kimse dinlememisti ve o gunku galibiyetin ardindan Rijkaard kendilerinde ki eksikleri gormustu ki bunu daha o yuce spor basini gormeden. Son 3 haftadir da Ridvan'in onculugunde ortaya cikan bir B plani var ki gercekten nedir bu B plani cok merak ediyorum. Yani arabayla yolculuga cikarken ust bagaj yapip tepeyede bir de motorsiklet koymak gibi biseymidir araba bozulursa motorla yola devam ederiz gibi bir planmidir cozemedim. Eger Ridvanin boyle planlari olmussa bu meshur MTK macinda ki islemeyen B plani neymis cok merak ediyorum. Bu insan bu haftada Alex'i kesfetmis ve onun hakkinda konusmayacakmis ayrica heykeli dikilsinmis mis mis... Bunlari duyunca aklima Alex deyip baska bi sey demeyen Omer ve onu bu sene kesfeden Buyuk Turk Basininin tek bir bireye indirgenmis hali Bora geldi aklima:)))Bu aksam isten geldikten sonra eksi sozlukte oradan oraya ziplarken bu yaziyla karsilastim ve benim dusunduklerimle hemen hemen ortusuyor diyebilirim. Asagidaki yazi eksi sozluk Borges adli kullaniciya ait olup agzina saglik diyorum.



ridvan bana göre "ortalama" bir futbol yorumcusudur. ülke insaninin "gol olur" geyiginin de etkisiyle büyütüp büyütüp bir yere sigdiramadigi adamdir. bu insanlarin da futbola bakisi ortadayken bunlarin büyüttügü futbol yorumcularinin da citasi üc asagi bes yukari ortadadir. hincal uluc ve ridvan dilmen icin "süper yorumcu abi" diyen ile ben misal futbol filan konusmam, futbola dair geyiklerin üzerinden gecerim en fazla filan... cok da önemli degil benim onun hakkindaki yargim ama tarafsizlik meselesi hakkinda iki üc diyecegim vardir benim..
aylar, yillar önce mehmet demirkol icin benzer yorumlarda bulunmus ve hatta o yorum mehmet demirkol'ün kendisine kadar gitmisti. simdi baska düsünüyorum zira kosullar gercekten degisti. hem demirkol hem de ridvan icin gecerlidir bu söylediklerim: hepsi tarafsizdir, takim tutmuyor özellikle tv yorumculuguna adim atti atali..bu acidan nesnel ve objektif bakiyorlar da diyebiliriz.. hatta fenerbahceli dedigimiz demirkol, daum'un basarisizligini ister, rijkaard'in basarili olmasini ister ya da ridvan dilmen galatasarayli bir futbolcu hakkinda (nonda) yarim saat övgü düzer filan.. neden ? yine de bir gariplik seziyorsunuz degil mi ? cunku bu insanlar televizyon ekranindan bazen cok bilmis demecler verir ve artik takim degil de bu demecleri tutarlar.. kendi söylemlerinin bir ilk olarak basinda yer aldigi andan itibaren kölesi olurlar.. ona taparlar.. pek cogu da türk futbolunu kurtariyorum edasinda yorum yaparlar ki sonra buraya da geliriz.
ridvan'in gecenlerde nonda'nin yedekten girip 3 gol attigi macin sonrasinda yayimlanan programda yaklasik on dakika ara vermeden, nefes almadan nonda'yi neredeyse fernando torres yapacak kadar zivanadan cikmasini saglayan tarafgirlik degil bir zaman önce nonda icin türkiye'ye gelmis en büyük üc forvetten birisidir söylemidir.. ha akabinde 20 mac nonda yatmis, baros gol krali olmus, nonda gönderilmek istenilmis ve fakat degisen sistemin merkez forvet sayisi azalinca yedekten kalmis filan önemli degil.. aylar sonra üc gol ve bak ben demedim mi geyigi yani "gol olur" hesabi.. baros, gol krali olsa, onca depar atsa, güzel isler cikarsa, goller caksa da ridvan'a yaranamamasinin nedeni budur. ferrari besiktas'in en iyi transferi olsa da demirkol'e yaranamayacaktir, adini anmayacaktir.. baros, on bin kat daha iyi olsa dahi ridvan tarafindan görülmeyecektir, keita gibi bir adamin transfer oldugunda öyle bir futbolcudan haberi olmayan ridvan'in garip yorumu ayni zamanda o muhtesem calimina ve asistine ragmen keita'yi degil de bugün bile ismini bilmedigim, tek atak yapamamis takimin bir futbolcusuna macin adami yaftasini yapistiracaktir filan..
galatasarayli ya da fenerbahceli olmasindan da önemli olan ridvan ve digerleri icin ortaya koydugu futbol analizleridir.. önceden ne kadar dogru analizler yapabildiginin onaylanmasidir. basit bir "gol olur" geyigi bugün ona milyonlari kazandiriyor arkadas.. bunlarin buyuk cogunlugu öyle ki daum 7'de 7 yaptiginda resmen üzüldüler.. bir bakin yorumlara, antalyaspor defansina nasil kiziyorlar filan.. zira yanilgi ile tanistilar, sallamalarinin cezasini cekiyorlar ve dogru analiz yaptim ugruna ridvan dahil pek cogu birakin tarafgirligi kendi takimini da keser atar.. kendi takiminin yenilgisina bahis oynayip kaybetmesini bekleyenlerden cok farki yoktur.
bugün dikkat ediyor musunuz bilmiyorum ama hickimse elano'nun aldigi parayi gündeme getirmiyor. araya sikistiralim, elano, lincoln'den 3 milyon euro daha pahali bonservise ve ayni zamanda alman kaynaklardan alinan bilgiye göre 500 bin euro daha fazla paraya oynuyor.. takimda dengeler bozuluyor efendim digerlerine haksizlik geyikleri olmuyor.. elano, skibbe yönetimi altinda lincoln'ün sergiledigi performansin ellide birini dahi ortaya koysa bu sene sorunsuz bir sekilde devam edecektir futbol hayatina.. zira futbolcularin dahi arkadasina bakisini medya belirler, elano'nun bilinmemezliginden ya da cok fazla gündeme gelmeden transfer olmasindan dolayi üzerine "yorum yatirimciligi" olmadigindan kelli sorun cok fazla olmayacaktir.. futbolcularla da sorun yasayip futbolculuk hayatini tehlikeye atacak kadar buradan uzaklasmak isteyecegi bir ortam dogmayacaktir.. misal zamaninda cok baska yorumlar yapan levent tüzemen bugün söyle bir sey söylemis:
"gelen gideni aratırmış; lincoln beceri ve zeka olarak elano'yu üçe beşe katlar. "
mesele lincoln'un ne yaptigi degil basinin onu nasil göstermek istedigidir. o nasil göstermek istiyorsa futbolcular dahi öyle görmüs, döverize kadar isin sonu gelmistir. arda turan da keza basinin belirledigi galatasaray kaptanidir filan..
ve arkadasim tüm bu yorumlarin temelinde yatan avrupa futbolu iste bu acidan önemlidir.. eger avrupa futboluna ilgisiz bir insan isen bugün ülkene gelen keita,elano,baros,ernst, fink ve benzeri insanlari bilmezsin.. "neresi farkli rijkaard'in yaa.. hani iki forvet sokmuyor maglubiyet aninda" gibi komik yorumlar yaparsin.. daha da kötüsü üc macina göre bu futbolculara bir yargi koyup nonda'yi kral, elano'yu vasat yaparsin.. iste sorun da burada baslar, zira zamanla isler degisir ama bu insanlarin futbolcular hakkinda verdigi yargilar degismez.. yillar sonra onca vasat performans sonrasi nonda piyasaya ciktiginda "demedim mi" diye dakikalarca garip bir sekilde nonda orgazmi yasatirsin seyircilere.. her elano'nun kötü oyununda büyütür, büyütür durursun zira alttan alta calistigin bir zaman önceki avrupafutbolunauzakligindan dogan sacmaliklardir.. hani ridvan'in bir barca macinda yorumculugu var, aman allahim.. cizgiye disforvetleri (keita-kewell) yerlestirip enlemesine acilan ve etto'yu da saga sola kacirip yer yer defansif orta sahasini da(mehmet topal) iceri sokarak dörtlü defansa karsi denge kuran.. dörtlü defansi cizgiye kaydirilan disforvetler nedeniyle arasini acip araya daha kolay bir sekilde kombinasyonlar sokan barca'nin 4-3-3 ünden bihaber yorum yapip "etoo niye sabit durmuyor" gibi zircahil yorumlar yaparsin.. ki akil isi degil ama "gol olur" geyigi yeter.. futbolu seyredenlerin ortalama algisina baska türlü nasil hitap edecek ? hem oraya hem de futbolun derinlerine nufuz etmesi beklenemez zaten, o cok baska.. o sistemin bir benzerini bu ülkede yerlestirme gayretine giren adami anlamasi da beklenemez zaten.. ispanyada olsaydi muhtemelen "onca paran var yillardir tek forvet ettoo ile oynuyorsun" geyigi yapacakti.. yapardi da, öyle kendinibilmez olabiliyor..
rijkaard'in barca macerasina nasil basladigini bilmelisin. 15 macta 5 galibiyet 5 beraberlik 5 maglubiyet ile lig sonuncusu ile arasindaki puan farkindan bihaber olmamalisin.. orada oturttugu a plani/sistemi ile seri galibiyetlere baslayip o yili ikinci bitirip arkasindan sampiyonlar ligi sampiyonlugundan la liga sampiyonluklarina uzanan yolu analiz etmezsen bugünkü b planinin gereksizligini ya da a plani israrini da algilayamayabilirsin.. futbolcu olurum(a plani), olmazsa en kötü spor yorumculuguna kapagi atar(b plani) giderim diyen adamin futbolcu olma konusundaki israri da ortadadir..(yelkovan deginmisti ilk) b plani ancak a plani konusunda sorun yasayanlar icin gecerlidir.. rijkaard'in kimligidir bugün a plani diye algilayamadigi sistemi.. misal kalli'nin a plani disiplin ve yildiz oyunculara verilecek ayar ile disiplinli ama yetenek fakiri oyunculardan aldigi verimdir, 20 yil sonra bile feldkamp'in bir b plani yoktu lakin a plani ile zamaninda gayet güzel basarilar kazanmistir.. bu kaiserslautern'de iken de ayniydi (demir hotic'i tribüne gönderir) galatasaraya geldiginde de ayniydi (kosecki-lincoln-bolic ) hiddink'in de kendi icerisinde bir b plani yoktur, kovulabilir, basarisiz olabilir ama o planina sadik bir sekilde yürüyor, löw ya da digerlerinin de kendilerine ait siki sikiya sarildigi bir a plani vardir, b planlari yoktur.. avustralya, rusya ya da almanya ile türkiye arasindaki "hiddink" "löw" farki ya da barcelona ile galatasaray farki teknik adamlarin b plani yoksunlugundan ziyade varolan basari recetesine(a plani) duyulan güvendir. imdi rijkaard barca da 15 macta 5 galibiyet 5 maglubiyet 5 yenilgi almasina ragmen (sondan ücüncü ile 15.haftada puan farki 5 idi ) a planina sadik kalindi.. akabinde gelmistir la liga sampiyonlugu,sampiyonlar ligi sampiyonlugu filan.. (terim'in a plani hakan sükür'dü, 7 hafta gol atamadi sonrasinda attiklari ortadadir)burada neden degistirsin tüm o basarilarinin ardinda bu plan yatiyorsa eger ? barca'nin nasil yerden kisa paslarla oynadigini ve sahaya nasil yayildigini rakipleri degil tüm dünya ezbere biliyordu, durdurulabildi mi ki ? rijkaard'i su oyuncuyu da oynatmalisin diye elestirebilirsin lakin adamin zaten kimligi olmus sisteminden neden vazgecmiyor elestirisi rijkaard elestirisi olamaz.. rijkaard gibi teknik adamlarin burada isi olmaz diyebilirsiniz lakin neden b plani yok yilmaz vural gibi dersen cehaletin ortaya cikar.. daha geldiginde yazildi onun oynatacagi sistem vesaire.. ve kucuk bir ayrinti bu ülkede hem yorumcu hem de teknik adam konumunda rijkaard'in sistemini degistirebilecek etkiyi edecek insan yoktur. dolayisla basarisiz olursa ceker gider milan'a ama planinda/sisteminde yine de bir degisiklik olmaz.. yani ridvancim ne teknik adam olarak ne de futbolcu olarak etkiyemeyecegin bir isim maalasef..
basarili olma durumu varolan basari recetesine sahibini bagimli kilar.. terim'den cruyff'a kadar inanilmazi gerceklestiren insanlarin degisen kosullara ragmen a planlarina ne kadar sadik kaldigini görebilirsiniz.. hollandalilarin da tarihine baktiginizda bu sisteme bu denli tutkuyla sarilmalarini algilayabilirsiniz zaten.. ne kadar basarili olunursa o kadar saplantili derecede oraya(a plani) bagimli yapar insani.. cruyff, michels ile beraber basladigi bu ise girdigi günden bu yana sayisiz basari kazanmistir.. 4 yil üst üste la liga, 74 dünya kupasi ve daha ajax ile oyuncu olarak üc yil üst üste sampiyon klupler kupasi filan.. van gaal gibi dibi görmedikce hollandalilar bu a planini genelde degistirmez.. rijkaard'i almadan a planini/sistemini/kimligini bilecek ve daha cok onu satin alacaksiniz.. feldkamp'i aliyorsan lincoln'e bosa para vermeyeceksin misal.. skibbe'yi aliyorsan kariyersizligini ve bundan dogacak olan ülke icerisinde otoritesizligini yardimcilarini alarak daha da isi abartmayacak aksine bu sorunun önüne set cekeceksin.. magath'i aliyorsan futbol subesi sorumlulugunu ona vereceksin gibi sayisiz örnekler vardir.. rijkaard elestirilebilir elbette lakin her yerde bilinen kimligini "degistir" demek sacmalamaktir.. b plani gibi türkiyede yüz teknik adamin uyguladigi orta saha cikarip forvet sokmayi neden yapmadigi icin elestirilmesi, üstelik tam da farkin burada yatmasi ve buna ragmen "farkli degil rijkaard yaa " geyiktir.. hollandali futbol adamlarinin -aynisi burada var, her gün tartisiliyor misal- varolan özelliklerinden bihaber neden hikmet karaman gibi iki forvetle oynamadigi icin elestirmek düpe düz cahilliktir, ridvan da avrupa futbolu cahilidir hali hazirda.. mesele de bu cehaletten dogan anlamsiz yargilari/analizleri ufak basarisizliklarda halkin gözüne sokma cabasidir.. bu da "tarafgirlik" olarak yorumlaniyor ki degildir.. rijkaard, kötü olabilir, 4-3-3 ya da total futbolun bu döneme uyarlanan yeni modelini begenmeyebilirsiniz lakin "b" plani yok diye rijkaard'in kimligini reddedecek yorumlar yapamazsiniz.. ayni zamanda varolan sisteminden, kimliginden bihaber oldugunuz icin "rijkaard'in neresi farkli yaaa" dersiniz.. bu sistem dünya futbolunda yok dersin, eyw.. bu sistem basarili olamaz dersin katiliriz ya da katilmayiz belki ama ortada olup bitenden haberdar oldugunu anlariz..
ridvan dilmen, aylar öncesinde söylemistim, yine söylüyorum fatih terim'i elestirmez.. hirvatistan maci sonrasi o "süper oynadi milli takim" yorumunu yazan koca avrupada bir tek ridvan'dir zira sak sakcilik yapar, denizli'yi sevmez.. arda turan'i elestirmez.. hakan sükür'ü sever.. sahada oynanilan oyunun bu isimler oldugunda bir önemi yoktur ki listeyi cok önceden vermistik biz.. elano,lincoln gibileri bilmedigi icin anlamaz ve üc macinda karara baglar.. lincoln'u neresi on numara, elano vasat bir oyuncu der lakin sonrasinda not defterinde ilk yarinin en iyi onbirine secer neresi on numara dedigi adami.. bakin bu ülkenin sorunu basinidir.. pek cok problemin yaraticisi basindir. a planlarina zamani onun ne oldugunu algilayamadigi icin vermeyen basindir. seyircilerin ses cikaran kesimini de basin olusturur, haliyle bu basin ve onun sekillendirdigi taraftar korkusu ile yönetilen kluplerin basarisizligi da kacinilmazdir.. terim'in belki de en önemli özelligi a planina her seye ragmen sadik kalabilecek kibirinden dogan bir özgüveni olmasidir..kim ne derse desin o hakan süküründen, a planindan vazgecmemistir.. bir terim özgüveni, iki onu koruyabilecek yönetim.. bu ikisi basarinin sirridir..
türk futbolunun önünde varolan nice engellerden en asilmasi zor olanlarinin basinda gelir ridvan dilmen. ibrahim altinsay(besiktaslidir) tanil bora (gs'yi birakip genclerbirligine yönelmistir kendisi) gibi adamalr bu ülkede günde bes kez görebileceginiz televizyon programlarina cikamazlar, ülke insanin ortalamasi bellidir.. yoksa rijkaard gelmeden önce her ikisinin de hem rijkaard hem de 4-3-3 sistemine dair muhtesem yazilari vardir kac kisi okumus, bilmistir ? aynisini yazsalar, söyleseler kac kisinin ilgisini ceker ? kahvedeki necip, sözlükteki ultra fanatik oldboy nickli arkadaslar ciddiye alip önemser mi ? haliyle ridvan dilmen cok iyi oldugu icin degil ortalama algiya hitap edebilecek en yüzeysel geyikleri o yaptigi icin..
"gol olur.. aha bak oldu, biliyoz da konusuyoruz abi..."
"rijkaard'in b plani yok, bak biz basarili oldugunda bunlari söyledik, görüyoruz bazi seyleri abi.." (belki o basarisizlik barcada da olmustur, belki a planinin olusmasinda "zaman" cok önemli bir faktördür?)
"rijkaard'in neresi farkli yaaa.. rotterdam.." (senin gibi tonla adami sallamayacak derecede ne yaptigini bilen ve onu uygulayan bir adam olmasi ?)
"ben elano'yu brezilya milli takiminda seyretmedim, man city'de de seyretmedim, simdilik vasat bir oyuncu" (yorumsuz)
"ettoo.. aslinda sabit kalsa yerinde ne goller atacak..." (haliyle rijkaard'in sistemine, b plansizligina anlam koymak zor oluyor )
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















