15 Haziran 2009 Pazartesi

Fenerbahçe Başkanı ve Futbol Takımı Başarısı

Aziz Yıldırım yönetiminde futbol takımı başarılı olmuş mudur ? Öncelikle vikipedi sağolsun bir bakmakta yarar var neler olmuş onun döneminde. Bu yazı ile sadece futbol takımı başarısının irdelendiğini tekrar hatırlatmak isterim. Amatör branşlardan, paradan, tesisleşmeden bahsedilmiyor.

Aziz Yıldırım 98'de bir oy farkla başkan olduktan sonra takım Otto Bariç ile ikinci olmuş GS'nin arkasından. Bariç kovulmuş. "Ancelotti sesleri" o zaman da varmış ve o zaman da olmamış. Olmayınca Löw gelmiş. Baliç, Moldovan, Ogün-Apdullah, Murat Yakın, Dimas ve Mosheau ile iyi bir kadro kurulmuş. 26 M Eur harcanarak. Bu takım UEFA'da o sezon kupayı kaldıran Parma'ya elenmiş. Ligde ilk yarı lider olsa da sezonu ancak 3. olarak bitirebilmiş. Löw'ü kovmuş başkan.


99-00'da Preko-Johnson, Alpay ve Oulare (?) alınmış. Takımın başında Rıdvan 5'te 5 yapsa da MTK'ya elenince istifa etmiş. Başkanın maç öncesi soyunma odasına girdiğinde Ogün'ün yedek soyunduğunu görmesi ve Rıdvan'a "elenirsek bitersin" demesi bu istifada etkili olmuş tabi. Yerine Zeman gelmiş, futbolcularla bir türlü kaynaşamamış ve Pendik faciası yaşanmış. 3-4 hafta kala kovulmuş Zeman'da. Takım sezonu 4. bitirmiş.

00-01 sezonunda Mustafa Denizli ile anlaşılmış ve transfere 30 M Euro harcanarak kenneth Anderson, Rapaic, Revivo, Mirkovic, Lazetic, Yusuf Şimşek ve devre arasında Sergen Yalçın alınmış. Takım sezonu GS'nin önünde şampiyon olarak tamamlamış.



















01-02'de Ümit Özat ve Ceyhun alınmış sadece. Şamp. Ligi ön elemede Rangers'ı elemiş Fener. Ancak gruplarda Lyon, Barcelona ve o sene finale kadar yükselen Leverkusen karşısında sıfır çekmiş. Ligde de işler kötü gidince Denizli yollanmış, yerine gelen Lorant ikinci bitirmiş ligi.
02-03'de Ortega, Stevic, Fatih Akyel, Washington ve Tuncay Şanlı gelmiş. GS 6-0 yenilmiş ancak Şamp Ligi ön elemesinde Feyenoord'a, UEFA elemesinde PAOK'a yenilen takım, devre arası Rebrov - Bescatshnyk (Bkz: nasıl yazılır adamları...) transferlerine rağmen 6. olabilmiş. Bu arada devre arası Washington kalbi delik olduğu için ayrılmış, Ortega ciğeri bozuk olduğu kaçmış. Lorant'ın yerine de Oğuz Çetin getirilmiş.

03-04'de Daum gelmiş ve ciddi bir revizyon olmuş. Ogün, Rüştü, Mustafa Doğan, Johnson, Beschastnyk başta olmak üzere birçokları yolanmış. Mahmut Hanefi, Selçuk, Servet, Van Hoojdonk, Luciano, Tomas, Aurelio alınmış. Devreyi BJK'nın 8 puan gerisinde kapatan FB devre arası Nobre'yi kiralamış ve Yozgatlı'yı almış. Şampiyon bitirmiş ligi. TS ikinci olmuş.

04-05'de şamp. ligi için güçlü bir kadro hedeflenmiş. Alex, Serkan Balcı, Deniz Barış, Önder ve Barca'dan Rüştü alınmış. Lyon , Manchester ve Prag'ın olduğu grupta 9 puanla 3. olunmuş ve UEFA'ya gidilmiş. Devre arası Anelka alınmış. Buna rağmen Zaragoza'ya elenilmiş. Lig kazanılmış. Ts ikinci olmuş.

05-06'da Appiah ve Zafer Biryol alınmış. Pierre gönderilmiş. Milan, PSV ve Schalke'nin grubunda 4 puanla 4. olunmuş. Denizli deplasmanında şampiyonluk kaybedilmiş. Klüp kaosa girmiş ve bu ortamda başkan istifa etmiş. Daum gitmiş. Kongrede Aziz Yıldırım gene başkan seçilmiş.
Bu gelişmeler sonrası camiada 100. yıl için çok büyük beklentiler oluşmuş. Bu beklentilere karşılık Zico, Tümer ve U. Boral alınmış. Luciano ve Anelka, Servet, Mahmut Hanefi yollanmış. Torshavn'ı eleyen takım Kiev'e elenmiş camianın 100. yılında. Bu eleniş sonrası Lugano - Edu - Kezman ve Deivid gelmiş. UEFA'da Frankfurt, Palermo, Newcastle, Celta karşısında 1 galibiyet bir beraberlik ile tur geçilmiş ancak Alkmaar'a çekişmeli geçen iki maç sonucu elenilmiş. Lig derbi kaybedilmeden, rahat kazanılmış.
07-08'de Carlos gelmiş. Gökhan Gönül, Kazım Kazım, Vederson, İlhan, Yasin, Ali Bilgin alınmış. Tuncay ve Ümit gitmiş. Şamp. liginde İnter, PSV ve CSKA nın grubundan 11 puan toplayarak 2. çıkmış takım, bu pan Türk takımlarının rekoruymuş. Sevilla elenmiş ve takım tarihinde ilk defa çeyrek final oynamış.
Chelsea'ye elenmiş. Ligde ise GS bir türlü kopmamış, Sami Yen'de Fener'i yenerek öne geçmiş ve şampiyon olmuş. Zico "takımı yürüye yürüye şampiyon yapamadığı", "tercüman çocuğun antrenman sırasında şut çektiği", "çok para istediği" ve "kardeşi Edu'nun yardımcı antrenör olması konusundaki ısrarı" gibi gerekçelerle yollanmış.
08-09 için, Avrupa Şampiyonu İspanya'nın hocası, İspanya dışına hiç çıkmamış, 73 yaşındaki Aragones ile anlaşılmış. Emre Belöz, Burak Yılmaz, İspanya gol kralı Güiza, Josico alınmış. Kezman kiralanmış. Şampiyonlar liginde başarılı olamamış, kendi evindeki 12 maçlık yenilmeme rekorunu kaybetmiş. 3. olup UEFA'ya gidememiş. Ligde derbilerde kaybetmese de küçük takımlara çok puan kaybederek 4. olmuş, 26 senedir alamadığı Türkiye kupasını finalde kaybetmiş.

11 yılda 4 şampiyonluk yaşanmış. Ciddi harcamalar yapılmasına rağmen teknik kadro ve oyuncular ile istikrarlı bir takım yapısı elde edilememiş. Buna en çok geçen sene, Zico'nun ikinci senesi yaklaşıldı ancak o sene şampiyonlar ligindeki görüntünün aksine ligde birçok maçta takımın isteneni verememesi sonucu teknik kadroyla yollar ayrıldı.
Aziz Yıldırım bu istikrarsız görüntünün baş sorumlusu olmasının yanısıra, birçok konuda duygularıyla hareket etmenin faturasını da klübe, taraftarlara ve hatta futbol kamuoyuna ödetti. federasyonlar ile sık sık ters düştü, basından birçok isimle polemiklere girdi. Kendi yönetimindekilerin hakemler ile ilgili açıklamalarına izin verdi. Kendi tribünlerinden gruplarla ters düştü. Tribündeki olayların önüne geçemedi. Yayıncı kuruluşla kavga etti. Teknik kadronun işine karışmakla suçlandığında "ben futbolu iyi bilirim" gibi manidar açıklamalar yaptı ve teknik kararları zan altında bıraktı. Tümer ve Emre gibi transferler ile egosunu tatmin etmeye çalıştı ve bunu kamuoyunun gözüne gözüne soktu. Bir dönem tüm klüpleri karşısına aldı ve gerginliği gidermeye yönelik hiçbir adım atmadı. En son Mehmet Topuz transferinde kararlılık göstererek transferi başarı ile sonuçlandırsa da stadda imza töreni düzenlemek gibi düşmanlığı körükleyici bir icraate çok gereksiz yere imza atabiliyor.

Bu bilgiler ışığında Aziz Yıldırım döneminde futbol takımı başarılı olmuştur kanaatine ben şahsen varamıyorum. UEFA'yı kazanan GS'nin kopup gitmesine izin verilmemiştir, başarı mıdır, bence değildir. Olsa olsa tesellidir. En büyük başarı Şampiyonlar ligi çeyrek finalidir. Ancak bu başarı da doğru yorumlanamamış ve yüceltilememiştir. Kadro yapısına bakıldığında da gelinen noktada takımda bayrak adamı olarak kaleci Volkan ve Semih sayılabilir. Bu da demektir ki özellikle yetenek tespiti, yetenekli genç transferi, oyuncu yetiştirme konularında başarılı olunmamıştır. Gökhan Gönül benzeri ikinci bir isim yoktur.

En son kongrede verdiği 3 sezon üstüste şampiyonluk sözü önemli. Zira her ne kadar kongrede kazanmış olsa da artık kendisine yönelik eleştirilerde artış var. Ciddi bir muhalefet oluşumuna dair bariz belirtiler var. Ancak 3 senelik başarı dahi Aziz Yıldırım için yeterli olmayabilir. Bu devrede GS'nin yeni stadıyla birlikte yapacağı atılımı da göğüslemesi gerekiyor. Ligdeki başarıyı mutlaka Avrupa arenasındaki başarı ve transferlerle de taçlandırması gerekiyor. Ayrıca kurumsallık yönünde Aykut'un sportif direktörlüğü ile atılan adımı, tüm tepkileri göğüsleyerek desteklemesi ve devam ettirmesi de gerekiyor.

4 yorum:

YODA dedi ki...

"Bu bilgiler ışığında Aziz Yıldırım döneminde futbol takımı başarılı olmuştur kanaatine ben şahsen varamıyorum"

Tam durumu acıklayacak cümle ( en azından bence)

klüp genelinde kesinlikle başarılıdır aziz. ama futbol takımı olarak vasat kalmıştır. Belki ileride yaptıkları ( kurumsallaşma vs..) kazanç olarak dönecektir.

jeankier dedi ki...

ohannes, iyi çalışma olmuş :) klüp dışından yorum yapacak kişinin yorumlarına tu kaka gözü ile bakılacak şimdi ama kendi yorumum, beklenen başarı yakalanamamış gibi görünüyor.. yalnız denizli' deki kırılım da unutulmamalı, belki de uzun seneler gelecek şampiyonluklar durmuş oldu.. düşünülmesi gereken noktalardan en önemlisi, bu sene seçimde muhalefetin de söylemlerindeki, itici olmayan bir takım yaratılması gerekliliği.. bu noktada bugün aziz' in yaptığı açıklamalar güzel fakat bu açıklamaları zor zamanlarda bekleriz.. tribünlerde küfür yok derken, basket maçında beğenmediğin hakem kararları sonrasında sahayı savaş alanına çevrilmemesini bekleriz.. şimdi çıkıp biri diğer takımların yaptığı taşkınlıkları anlatmasın, lütfen dediğimi düzgün anlasın.. gelir bazında 11. sıra ile övünülürken başarı sırasında 45. lik olmasın.. bunda yabancı sınırının da olumsuz etkisi olduğunu kaçırmamak lazım, o ayrı.. eminim bu kadar itici bir başkan olmasa başarılı! denebilirdi de.. barca ispanya' da domine etti, sevilmiyor mu? seviliyor.. önemli olan ikisini birlikte başarabiliyor musun..

soon dedi ki...

denizli ve zico dönemi heyecan vericiydi,daum dönemi başarılıydı,gerisi fiyasko..(bu vesileyle denizlinin şampiyon yaptığı gün takımı samandrada bekleyen manyaklar arasında olduğumu itiraf edeyim( denizliea şampiyon yap bizieea..)iki de efsane harcadı not düşelim: rıdvan,oğuz..şimdi aykut geldi bakalım..

Canto dedi ki...

2006'da Denizli'de kaybedilen şampiyonluğun ardından istifa etti. Hatırlarsınız büyük başkan bizi bırakmaaa yürüyüşleri felan düzenlendiydi. Takım sahipsiz kaldı bir dönem, tam da 100. yılın arefesinde. Doğru dürüst transfer yapılamadı. Sonra tekrar dönünce bu, aha şimdi ortalığı dağıtacak alemlerin en kral kadrosu kurulacak gazını verdi ortama medya. Oysa bir hazırlık yapılmamıştı, geç kalınmıştı. Ne doğru dürüst hoca kaldı piyasada ne de oyuncu. Bu ortamda şampiyonlar liginde bi dünya kuvvetli takım arasından Kiev'in çıkmasına rağmen kadroya doğru dürüst takviye yapılmamasını, Anelka gibi bir futbolcunun elden çıkarılmasına rağmen takviye yapılmamasını halen anlayabilmiş değilim ve bunu çok büyük bir hata olarak değerlendiriyorum. Resmen birilerinin nazı uğruna takımın geleceği, itibarı, ciddi gelirleri yakıldı. Edu'yu Lugano'yu aldı Fener. Hatırlarsınız Libertedores'de finale kadar yükselince Lugano'nun gelişinin nasıl geciktiğini.