7 Haziran 2009 Pazar

Beşiktaş Ertuğrul ile şampiyon olur muydu ?

İstifa ettiğinde takım 6 haftada 4 galibiyet 2 beraberlikle namağluptu. Sanırım liderdi ya da Trabzon'un ardından aynı puanda ikinciydi.

Başkanın kendisi görevdeyken Lucescu ile görüşmesi sonrası istifa etti. Yerine aynı başkanın ben başkan olduğum sürece bu klüpten içeri giremez dediği Denizli geldi. 8 hafta sonra BJK Ankara'ya yeniliyor ve 6 puan farkla 5. sırada. İki hafta sonra GS'ye kaybediyor, gene 6 puan farkla 6. sırada kalıyor.


Transfer takviyelerinden sonra ikinci yarıda da işler çok iyi başlamıyor ancak rakiplerin de puan kayıpları yaşaması ile sıralamada yükseliyor. 20. haftada TS beraberliği sonrası ligde 5. sırada. 22. haftada BJK İBB yi yenince liderle puan farkı 3. Kendisini yenen FB ve GS'nin 2 puan önünde. Bundan sonraki haftalarda seri galibiyetler geliyor. Bursa ve Sivas beraberlikleri dışında FB maçına kadar puan kaybı yok sanırım.
Bu tabloya bakınca Ertuğrul ile de pek güzel şampiyon olunurmuş diyesi geliyor insanın. Denizli göreve geldikten 14 hafta sonra ancak takımı yükselişe geçirebilmiş. Devre arasında kadro takviye almış. Ertuğrul Sağlam'ın başına menajer olarak sezon başında Sinan Engin'in getirildiğini, bu adamın tribünlerle polemiklere girmesinin yanısıra İbrahimler kavgasını da doğru yönetememesi nedeni ile takım ve camiada huzursuzluğun başgöstermesine neden olmasını unutmamak gerek. Mustafa Denizli'nin en büyük katkısı inancı ve motivasyonu oldu. Devre arasındaki transferlerdeki isabeti de unutmamak gerek. Ancak Ertuğrul bu ve benzeri transferleri yapamazdı demek de yanlış olur.
İnanç, motivasyon, liderlik, isabetli transferler... Daha ne olsun diye düşünenler olabilir, ancak elinde sihirli değnekle gelmediği kesin. Taktiksel zekası ile giden maçları mı çevirdi, hayır. Hatta birçok maçta taktiksel anlamda ciddi yanlışlar yaptı Denizli. Kazanan her zaman haklıdır evet, ancak BJK yönetiminin alınan iki kupayı çok da önemsemeden teknik direktör performans değerlendirmesini etraflıca yapmasında fayda var.

4 yorum:

Cihane dedi ki...

Yönetime sözünü geciremedi, hafif kaldi. Gordon, Higuen, Diatta transferlerininde en büyük suc Ertugrul a kaldi. Ömer hep derdide dinlemezdim, Denizli en iyi yerli hoca diye, hakikatten simdi anladim. Ertugrul kalsaydi sampiyon yaparmiydi bilmem ama Denizli ile Ertugrul arasinda daglar var.

hayyam dedi ki...

"Ertugrul kalsaydi Besiktas yine sampiyon olurmuydu" bu sezon sonunun futbol polemigi, bu polemige bir pasda ben cikarayim. Eger Ertugrul kalsa ve BJK sampiyon olsa (bana gore olamazdi) bunun meyvesini Sinan yerdi cunku bu sene transferleri ben yaptim diye ortaya cikmisti ve hatta takimida beraber calistirdik'a bile gelebilirdi ve bu sampiyonlugun uzerinde ne kadar saibe olacagini da kestirebiliyor musunuz(bkz 100.yil sampiyonlugu). Mustafa Denizli hatali takim yapmistir bazen korkmustur ama bir birliktelik olmustur. Ertugrul bunu ne kadar saglayabilirdi mesela Fahri'nin takimdan gonderilis tarzi var 1 sezon once ki Ertugrul'da bunu yasamis birisi olarak bunun onune gecememistir ve son terlik olayida Ertugrul'un takim uzerindeki otoritesinin nekadar saglam oldugunun gostergesidir bence. Besiktas'a gelince kadro cok mu iyi kesinlikle degil ama Denizli ile birlikte gelen bir butunluk ve basari ve burada da Denizli Ertugrul'a gore daha iyi top oynatmistir. Ertugrul denince aklima Liverpool macinin klubesindeki o adam geliyor gozumun onune ve hala sinirlerime hakim olamiyorum. Gitsin o Kayseri'yi Bursa'yi calistirsin. Duzgun adam olmak efendi gibi gorunmekle degil gittigin ortamda saygi gormekle, isine kimseyi karistirmamakla kararlarinin arkasinda durarak olur. Bir Denizli doneminde Demiroren'i ne kadar basinda gorduk. Besiktas ta basari Klup baskaninin medya onunde olmasi ile degil sessiz kalmasi ile birlikte gelmektedir Seba doneminde hep oyle olmustur. Cunku Besiktas'in medyayi ve kamuoyunu bir Gs veya Fb gibi yonetecek gucu yoktur. Cihane'ye katilmamak elde degil Denizli ile Ertugrul arasinda daglar hatta araya okyonuslari da alalim o kadar fark var.

jeankier dedi ki...

Eski çalıştığım firmada Ankara’ da satış toplantısı var, bütün gün sürdü, akşam da yemek organizasyonu var.. Ankara bölge müdürü Orhan abimiz yeri ayarlamış, balık rakı muhabbeti.. Öyle bir adam ki, işi ve çalıştığı şehir gereği akşam mesaileri herhalde sabah mesailerinden daha uzun sürüyordur, adam da haliyle tam bir muhabbet adamı.. gel gör ki sabah kalvaltıya gravat ile inen insanlardan.. babam da böyleydi uzun seneler, inanmazsınız belki altında pijama üstünde gravat görmüşlüğüm vardır.. bu abimizin bir başka özelliği de garsonlar, hostesler ile enterasan dialoglara, muhabbetlere girmesidir.. ilk önce bir şekilde! Ismi öğrenilir ve gece boyunca isöi ile hitap edilir.. sadece ismi değil, sonunda “cim” eki ile birlikte.. haliyle yıllardır bu ilgiyi bekleyen adam da hizmetin dibini görür.. neyse lafı uzatmayalım, abimiz o gece yuvarlak bir masa yaptırmış, masa dolu, salatalar, mezeler, balıklar, vs vs.. biten salatanın yerine yenisini istiyor abimiz.. o sırada balık servisi yapan diğer garson bir anda balığı yeni salatanın üzerine düşürüyor.. sessizlik derken!.. orhan abi “bırak evladım elleme.. o artık yerini buldu!” diyor.. masada bir anlık duraksamadan sonra herkes gülüyor, kopuyor, balık yemek sonuna kadar salata tabağında duruyor..
Wellhasıl, bırakın ertuğrul bursaspor’ da kalabildiğince kalsın.. o artık yerini buldu..

soon dedi ki...

bülent in söylediği liverpool maçı önemli, ve bir hafta öncesinde paf takımıyla çıkıcam krizinide yönetemedi.