Yaş bindikçe insanın üzerine, en eskileri daha mı net hatırlar oluyor nedir, benim ilkokul zamanlarımdaki Eskişehir’ de bisikletle gezen dedeler var hep.. Şimdilerde ise genç nüfusu en fazla olan şehirlerden biri herhalde, üniversiteleri ile birlikte..Neyse efendim, yolculuğumuza Üsküdar’ dan başlıyoruz, denizi olmayan kente, deniz kenarından…
Yolda bir dolu polis.. Ula bizim için mi bunlar, yok ya diyor araçtaki herkes.. 2 km’ de bir polis var ama.. Hadi Bursa maçı olsa anlayacağız.. Berceste’ de duruyoruz.. O da ne.. Deplasmana giden taraftarlar da burada.. Güzel bir kahvaltı.. Tuba ile açık büfeden peynir çeşitlerini götürüyoruz.. Selin ve Uğur çayla yetiniyorlar.. Bir de sahanda yumurta geliyor, ikram hesabı.. Hesabı ödemeye geldiğimizde o da ne.. Yancılara da bir porsiyon hesap eklenivermiş.. Maça gidiyoruz arkadaşım, NŞA’ da eyvallah diyeceğimiz olaylara itiraz etmemiz lazım, olmaz, olamaz yani.. Hoop, iki kişiye düşüyor hesap, garson arkadaşın yüzü bir dolu asılıveriyor.. 1-0 maça galip başlıyoruz, maksat.. maksat ne vallahi bilmiyorum.. ayıp mı oldu lam adama.. Olmadı ya..Yol çalışması var, nereden itibaren deseniz vallahi bilemiyorum.. Şimdi bir sayfa ben bu yolculuğun yol hikayesini anlatırım, ama neyse.. Siz bilin, karşılıklı iki otobüs geçemiyor bu dediğim yoldan.. Bundan sonrasını katırlar ile gidiyoruz denir ya.. Ha işte bu bildiğiniz o deyimin gerçek hali..
Şehre giriyoruz, ve tren istasyonu..
Herkes Eskişehir formalı.. N’ oluyor yahu.. Eskişehir kümeye mi düşünyor, İnter-toto ya mı oynuyor anlamadım ki.. “Beşiktaş! Olamazsın şampiyon..”, “Bursa!”, “Sekiztaş!”, “Liverpool!”.. Bu Beşiktaş’ ın eski oyuncularının hoca olduğu takımların garezi mi var yahu Beşiktaş’ a anlamadım ki.. (Bkz. Bursaspor, Eskişehirspor..) Enişteme ısmarlamış olduğum biletleri almak için kasap dükkanına gidiyoruz.. Kişi başı ne kadar olabilir ki canım.. İnönü’ ye 30 YTL’ ye girmişiz geçen hafta Bursa maçına.. Nasıl yani.. 50 YTL’ mi? Numaralı mı? Yok canım kapalı 100, 150, 200.. Açık 50 YTL.. Beşiktaş tarafından zaten bilet bulunamamış, Eskişehir tribününden izleyeceğiz.. Eskişehir’ de yaşayıp Beşiktaş’ I görebilmek de! kolay mı, 50 papeli bastırman lazım yani.. Vay be..
Stada girmeden Eskişehirspor atkısı almayı atlamıyoruz.. Ne kadar? 10 YTL.. 5 olmaz mı? Olur yahu.. Olmuyormuş.. Yaklaştıkça 5 YTL’ ye atkıları görüyoruz.. Durum 1-1.. Stada girişte biri yaklaşıyor yanımıza, gençten.. Abi bakmıyorlar beraber girelim mi? Nasıl ya! Ula barkod var, turnike var.. Biz bekleyenleri sıra sanarken kenarda bu inanmış arkadaşların beleşçi sırasıymış.. Stada giriyoruz… İnönü eski, Ali Samiyen en eski derken.. Tarihi eser kavramı ile karşılaşıyoruz.. Bomboş bir stad beklerken (50 YTL dedik yahu, ekonomik kriz!) Ananski. Stad full..En altlardan Eskişehirspor’ lu kardeşlerimizin arasında yerimizi alıyoruz.. Hoca ile aynı hizadan maç izlemek nasıl birşey, tam da böyle demek.. Sonradan biraz yukarılardan yer buluyoruz..
Temiz taraftarı var Eskişehir’ in.. Çok boğucu bir tezahurat yapısına sahip olmasa da, baba-oğul gelenler, bayanlar, yaşlıları ile.. Takımını seviyor taraftar belli.. Küfür edildiğinde birbirini uyaracak kadar hoş bir taraftar.. Trampetleri ile çok güzel tezahuratlar yapıyorlar.. Söz yok.. Oğoooo, oğooo.. Katılıyoruz buna..
Maç öncesi takımlar çıkıyor, Selçuk Dereli’ de ısınıyor.. Es-Es tribünleri Selçuk Dereli tezahuratı yapıyor.. Selçuk Hoca da el salladı mı tamam.. Çarşı kuduruyor.. “Selçuk Dereli! Senin anan nereli!” Maç başlıyor.. İlk yarı sahada Beşiktaş yok gibi.. Youla’ ya özel bir sevgi var tribünde.. Rıza Hoca’ ya özel bir sevgi göremiyoruz.. Devre oluyor, yağmur mu yağacak nedir.. İkinci yarıda sarı kartlı Sivok ve Serdar çıkıyor, yerine Üzülmez ve Bobo giriyor.. Hareket geliyor maça.. Uğur’ a soruyorum, kim bu Beşiktaş’ ın forveti yahu, iyi oyuncuya benziyor.. Yandan Holosko diye cevap geliyor.. Ama Youla daha iyi diyor, kesin golü var.. Hakem de hep 3 büyükleri tutuyor canım diyorum.. Dertleşiyoruz biraz tribündaşlarımızla.. Elimizdeki kırmızı A3 kağıtlarını yırtıp konfeti yapıyoruz.. Abi atmasaydın diyor, bak benim gibi şapka yapsaydın, yağmur yağarsa.. Tello’ nun ara pası ile (maç sırasında pozisyonun ne kadar hızlı olduğunu söyle anlatayım, ara pası vereni göremedik) Bobo golü atıyor.. Yanımdaki Es-Es’ li dostum yağmuru biliyor, ama golü bilemiyor.. “Kardeşim bu hakemler adi!, bariz ofsaytı görmüyor mu canım” Dakikalar geçiyor, kariyerinde şampiyonluk görme şansı bu sene ile sınırlı olma ihtimali çok yüksek olan Yusuf giriyor.. Alıyor orta sahadan.. Doğa’ yı gözlerimizin önünde 3 (üç) kez geçiyor, sonra birini daha geçiyor, Holosko’ ya “at da gel, biz kenarda seviniyoruz diyor..” Ulan güleceğim, böyle gol mü olur.. Hayır kardeşim karşındaki de meslektaşın.. Tribün boşalıyor maç bitmeden.. Biz 50 YTL’ yi sonuna kadar kullanıyoruz ama.. Maç sonrası ananeyi 15 dk ziyaret.. 19:00 da yola çıkıyoruz.. O eziyet yoldan dönerek 23:15 de Üsküdar’ a varıyoruz..Ne Denizli deplasmanı mı?
Resimdeki Eskişehir' li mi? Bizim Uğur..
3 yorum:
gazı vermişsin birader, bizi izmire kadar götürür bu gaz.
hoca gidin görün, kazara kupayı alırsanız nemelazım.. yine bir 26 sene olursa 56 yaşında oluyorsun walla..
valla ben izmir e gittim mac izlemeye . kupayida aldik geldik o gidişte (trabzon maci . ceza aldiğimiz maç . deivid . Şampiyonluk . 2006 . )
Şimdi tekrar etmeye gidilir mi . gidilir. . .
Yorum Gönder