Efendim, Türk Medyası olarak bu ikili hakkında benzerlik yakalamaya çalışıyoruz, nedenini hala anlayabilmiş değilim.. Bu benzerliği yakalayamadığımızda da , başarılı olanı başarısız olanın yanına koyarak eleştirme yolunu seçiyoruz.. Bu döngü genelde (sanırım hep) tek yöne doğru dönüyor.. Bu kısıtlı şeçenekler doğrultusunda yorum yapmak da gerçekten kolay olmuyor..
Google search' den resim bulmaya çalıştım, hoca-patron imza-tokalaşması ile ilgili.. Bu iki kareden bile bir yazı çıkar aslında.. Bir tarafta Barca' ya senelerini vermiş oyuncusu ile kucaklaşan bir başkan, diğer tarafta ise imza atsa da gitsek bakışları ile Adnan Polat.. Bir tarafta Rijkard gibi başarılı bir dönem geçirmiş bir hocayı, bir sene önceden planlı bir şekilde Guardiola ile yer değiştiren bir yönetim, diğer tarafta ise takımın potansiyelini ortaya çıkartamadığı için gönderilen Skibbe' nin yerine ilk olarak etrafta gördüğü, daha önce GS' den kovulmuş Hagi' ye t.direktörlük önerip anlaşamayıp yerine Erciyes, Bursa, Gençler' de dikiş tutturamayan Bülent Korkmaz ile anlaşan bir diğer yönetim mevcut..
Şu an gelinen noktada ise, 2 haftada takımı toplayamadığı taktirde Bülent Korkmaz' ın da sezon sonu gönderileceği konuşuluyor.. İnsanların pek de dikkatini çekmeyen konu ise, son 3-5 sezondur karmaşadan sinerji yaratıp bir şekilde başarıyı yakalayan GS yönetiminin bu sefer bu yolda pek de başarılı görünmediği..
Bir başka dikkatinizi çekmek istediğim konu ise Lincoln konusu.. Gavurlar "man management" derler ya, bizde bu "adam idare etmek" anlamında falan kullanılır.. Böyle dendiğinde de direk olarak akla "alttan almak, idare etmek" falan gelir.. Efendim, büyük adamla oynayacaksan, büyük adamla oynatacaksın ki, bu büyük adamı yönetmek de kolay iş değildir.. İnsanlar yıllarca Del Bosque' nin başarısını hasır altı etmeye çalıştılar.. Neymiş, takım sahaya kendisi çıksa zaten galibiyet alırmış.. Değil işte.. Sen Almanya' da, adamın evi gibi saydığı ülkede, ondan önce kenara alınacak bir dolu insan varken oyundan alırsan, sonra yedek bırakırsan, sonra yine oyundan alırsan, sonra yine dalga geçer gibi yedek bırakırsan bu iş olmaz.. O beğenmediğin Skibbe bu adamdan yarım sezonda 18 asist, 10 gol çıkartabiliyorsa, sen çıkartamıyorsan o "man management" olayını yapamamışsın demektir.. Gerekiyorsa o Türkçe' de anlaşıldığı gibi adam iade edememişsindir, bazen de alttan alamamışsındır..
Şahsen oyundan alınmaya tepki gösteren oyuncuları eleştirmek bir yana sempati besliyorum, birşeyler yapmak isteyen adamdır kardeşim tepki veren adam.. Boynun eğmemiştir, bıraksan takıma katkı yapacaktım demiştir.. Düşünsenize, şirket ortamını.. Patron sizi bir projenin ortasında projeden alıyor.. İtiraz eden adam kötü adam mıdır? Lucescu İlhan Mansız ile Pascal ile tartışmamış mıdır? İkisine de sorsanız en sevdikleri hoca muhtemelen Lucescu çıkacaktır.. Bu sözel zeka ile alakalıdır..
Guardiola' nın geldiğinde Ronaldinho' yu göndermesi, Bülent Korkmaz' ın da geldiğinde Lincoln ile bir takım polemikler içine girmesi, ikisinin de defansif oyuncu olmaları, uzun süre kaptanlık yapmış olmaları.. Alın size benzerlikleri de söylemeden kapatmayalım..
Dip Not : 2 sezonda bir dolu paralar harcanıp flaş transferler yapıldıktan sonra, borç olduğundan dolayı sezon ortasında defans oyuncunu satıyor, defansın ortasına forvet oyuncunu koymak zorunda kalıyorsan, bu artık hocanın kusuru değildir..

1 yorum:
aceto yapmıştı bu ikiliyi ilk,çok zorlama ve saçma sapan benzetme, guvardiyola onun içindi.
http://acetobalsamico.blogspot.com/2009/03/bulent-korkmaz-vs-josep-guardiola.html
Yorum Gönder