Sevgili Joanito dayı,
Bu kadar uzaklarda senden haber almak çok güzel. Sormuşsun -Türkiye nere çocuğum diye, Avrupa’ya oldukça yakın bir ülke burası, asyanın uzantısı gibi. Üç tarafı denizle çevrili. En büyük şehri İstanbul, meşhurdur. 1500 yıllık kilise var orda, ama Türkiye halkı müslüman. En büyük takımlar da İstanbul takımları. Ben şimdi ikinci ligde oynuyorum, amacım ilk önce birinci ligde oynayan bir takıma gitmek, benim menajer diyor ki orada parlarsam önce bir İstanbul takımına, oradan da ver elini Avrupa...
Takımla çabuk kaynaştım. Maçlardan sonra plastation falan oynuyoruz bekar arkadaşlarla, bazen de evli arkadaşların evine yemeğe gidiyorum, onun dışında uydu TV var, hep maç izliyorum. Arada kaçamak yapayım diyorum, ama gidecek iki üç tane mekan var, bir kez gittim, yerel basın falan fotoğrafımı çekti. Çok tırstım ama ertesi gün gastelerde bişi çıkmayınca rahatladım. Haftasonu kendi sahamızda yenilince tüm basında takım can derdinde Silva alemde diye haberler fotoğraflar çıktı. Başkan yanına çağırdı bişeler anlattı, kızdı bağırdı. Sonra yumuşadı ama, burası ufak şehir Brezilyaya benzemez dedi. Genç adamsın, ihtiyacın vardır ama böyle olmaz dedi... İstanbul’a götürürüm ben seni felan dedi, ay sonu baktım maaşı yarım yatırmış şerefsiz. Bizim menajer de katlancaksın olm ne işin var türkü barda diyor. Biz de ne yapalım arkadaşlarla baraja gidip alabalık yiyoruz, piknik falan yapıyoruz. Kaçamağımız da arada rakı içmek oluyor (buranın milli içkisi, üstüste iki tane çakınca kendimi Rio’da festivalde buluyorum dayı).
Bizim hoca beni seviyor. Diğer arkadaşlara devre arasında, maç sonrası falan paso küfrediyor bana sadece yamyam diyor. Takımdakiler genelde iyi çocuklar, bana arap diyorlar, burada siyahilere hep arap denirmiş, ama ırkçılık hiç yok. Şimdiye dek 14 maçta oynadım 5 tane gol attım. Bi deplasman maçında son dakikalarda gol attıktan sonra sevinirken birden olaylar çıktı, birileri sahada beni kovalamaya falan başladı. Sonra hakem bana kırmızı kart gösterdi, 3 maç ceza aldım, yoksa daha çok gol atardım (artık gol atınca çok sevinmiyorum, başımı öne eğip santraya dönüyorum, hoca öyle söyledi).
Burada ikinci ligde çok az yabancı oyuncu var. Komşu şehrin takımı birinci ligde, orada bir Arjantinli bir de Brezilyalı var. Bizim yöneticilerden biri tanıştırdı, sonra birkaç kez de buluştuk. Kimseyle yüz göz olma bu Türkler sever gibi yapar, arkandan iş çevirir diyorlar. Ben de öyle yapıyorum, bir tek Resul’la sıkı dost olduk. Sağolsun Resul beni kolluyor, maçlardan sonra duş sırasında hep sona kalırdım, Resul destek çıkınca kaptandan ve diğer abilerden sonra ben girmeye başladım. İyi çocuk Resul, beni köyüne götürecekmiş, köyde tek dişi kalmış ninesine beni gösterip korkutacakmış. Götür dedim ben de köy çocuğuyum. Bana ikide bir tereyağ, köy yumurtası, köy peyniri getiriyor. Ben de seni Brezilya’ya festivale götürücem, görmediğin kızlar göstericem sana diyorum.
Bunun dışında yalnızım. Sizleri çok sık arayamıyorum, dünyanın parası. Geçenlerde başkan makamına çağırdı, konuştun mu ananla babanla dedi. Yok dedim. Kızdı. Hemen bağlattı telefonu, meğer buranın bayramıymış. Bayramlarda anayla-babayla konuşmak, hal hatır sormak adetmiş. Bir de tatlı yiyorlar, baklava diye yufkalı bişi. Her hafta bir tepsi geliyor bizim antrenmana.
Zico burada teknik direktör diye kandırdıydı beni menajer, takımını şampiyon yaptığı halde kovdular. Bizim menajer tanıyormuş Zico’yu, senin kasetlerin elinde adamın, bi izlese olucak bu iş diyordu. Adam şimdi Özbekistan diye, benim de bilemediğim bir ülkeye gitti. Alex de Souza’yı bilirsin, Cruzeiro’dan. O da Zico’nun takımındaydı oraya gitsem iyi olacaktı, Alex bütün Brezilyalıları kolluyormuş takımda. Kaptan zaten. Bizim menajer onun menajerini de tanıyormuş. İstanbul’a gidersek birgün tanıştırırım dedi. İmzalı formasını alsan yeter dedim.
Dayı beni soranlara söyle ben iyiyim merak etmesinler. Burdakilere devre arası Brezilya’ya gidicem dedim ama yalan. Hem para yok, hem de bizim menajer İspanya’dan bir iki takımla görüştürücem seni dedi. Bir de buranın birinci liginden bir takıma söylemiş beni, hoca gelsin bir görüşelim demiş. Ama orayı pek istemiyorum, hoca futbolcuları dövüyomuş bazen diyolar.
Herkese selam.
Sevgili yeğenin
Eduardo Luis da Silva Meneiros Souza
2 yorum:
ha haa, çok çok iyi..
süper ya, okumamıştım yeni yıla kısmetmiş.. bunun bir de türk olma olayı vardır, anlatmadı herhalde :)
Yorum Gönder