11 Kasım 2008 Salı

Tribünden...

18:02’de GS ısınma amaçlı olarak sahaya çıktığında küfür korosu işe koyulalı çok olmuştu. Sesler daha bir yükseldi, dozaj arttı tabi. Önceki GS maçlarındaki klasik küfür görüntülerine ek olarak, tribünlerde “biz bu maçı futbolumuzla kazanamayız, futbol dışı faktörlerle anca kazanabiliriz” havası hakimdi maalesef. İnanmıyorlardı takımlarına, belki de haklılardı. Benfica maçındaki GS’den ziyade, Arsenal deplasmanındaki Fener’den gözleri korkmuştu. Alex de Yok’tu. Böylece 18:32’de durduk yere Sabri’nin annesi ile ters ilişkiyi diline doladı tribünler, yerin dibine geçtim olduğum yerde. Küfürsüz maç, aile ortamı, dostluk vurgusu... Bu işlerin olmazlığına, derbi ütopyasılığına bir kez daha iman ettim.

Maç sonrası Maraton’u izledim, Rıdvan’ı, Sergen ve Hakan Ünsal’ı kısmen dinledim. Sabah gazetesi okudum. GS’li futbolcuların Saracoğlu’nda psikolojik olarak yenik olduğuna değinildi. Rıdvan Skibbe’ye bayağı giydirdi. 3 gün önce Lizbon’da harikalar yaratan takımın hocası kimdi merak ettim. Bence GS kötü futbol oynamadı. Fener’in savunma disiplini üst seviyedeydi, geçen seneki şampiyonlar ligi maçları kıvamındaydı. Maçın yıldızı olarak gösterilenlerden Selçuk ve özellikle Deivid, GS presi karşısında anormal top kaybı ile oynayarak, hücum hattının etkisiz kalmasına yol açtılar. Birisi “Mehmet’i (Marco) aradınız mı maçta” demişti, cevabı bu olsun. Doğru dürüst kanat ortası yapamadı Fener maç boyunca. Ancak bütün futbolcular sonuna dek mücadele ettiler, bastılar, kovaladılar. Maçın hakkı mı bu skor, bence değil. İlk yarı bittiğinde bir arkadaşım 2-2’ye razıyım dedi. Görüntü buydu yani. İkinci yarı, Carlos’un geldiğinden bu yana ilk defa etkili olan frikiği sonrası gelen gol maçın kırılma anıdır bence. Kadro sıkıntısını ilginç şekilde asıl bu dakikadan sonra yaşadı Fener. Kulübede oturan Burak yerine Balili olsa 6-7 olurdu bu maç. Sakatlıktan yeni çıkmış olmasına rağmen, ben olsam Emre ile başlardım Alex’in yokluğunda. Emre’nin ne katkısı oldu diyenler, önce Güiza’nın ne katkısı olduğunu değerlendirseler daha adaletli olur diye düşünüyorum. 60’lı dakikalarda Emre Güiza’ya asist yaptı. Oyuna alınmasının tek amacı da buydu zaten, onu da yaptı. Bitecekti maç, o top gol olsa. Müücadelede de takım arkadaşlarından geride kalmadı.

İki takım da çok kolay gol yiyorlar, defansları baskı altında top yapamıyor. Ancak Fener’in defansının birkaç gömlek daha üst seviyede olduğu görüldü dün. En azından pozisyon hatalarını daha az yapıyorlar ölü toplarda. Bu derbiyi izleyince, BJK ve TS’den de istikrar beklenemeyeceğini düşünerek, şampiyonluk barajının 60 puanlar seviyesinde olacağını söyleyebiliriz sanırım. Çok kalitesiz ve verimsiz bir futbol izledik.

Son gol ise, dakikası itibarı ile pastanın kreması oldu. Deivid’den gelmesi ayrı güzellik, ezeli rakibini 4’lemiş olmak ayrı güzellik... Bu maçın sezonun ilk yarısında oynanmasının da bir anlamı var: Sami Yen’de yener tur atarız diye bir iddia her zaman geçerli Fenerliler için, - Kadıköy’de yener şampiyon oluruz - derse birisi, olsa olsa UEFA şampiyonluğundan bahsediyordur.

8 yorum:

YODA dedi ki...

kusura bakma arkadasım ama selcugun sadece ceza sahasında cıkardığı kafa vurusunu say biraz. bu kadar at gozlugu takmayın. Tamam mehmet büyük kayıp.bana kalsa keske orta saha mehmet selcuk josico olsa 4-3-3 oynasak. ama kusura bakma adamın hakkını verin. Bende maçtaydım kaleciye pres yapan da selcuktu ceza sahasında top cıkaranda. Mudahalelerin hepsi yerinde idi. Tek 1 hata ile oynadı nerdeyse.oda gaza gelip alex vari calım atarken topu kacırması.
Bence fener iyi yolda. Selcuk bu oyununu 5 hafta surdurse devre sonuna lider oluruz :)

YODA dedi ki...

ya birde biz farklı macmı seyrettik ? Son senelerin en tempolu maclarından biri idi bana göre. Mac öncesi yanımdaki arkadaşlara alex olmadığını görünce çok rahat kazanırız dedim. 4-1 veya 4-2 biter mu maç diye konuştuk. Bence ne gs de var yanlışlık nede basit bir mac oldu. Derbinin adına yakıştı.

Küfür konusunda bende hak veriyorum. Ama carlos yerde yatarken oyunu devam ettirmek isteyen cimbomlular tribunlerin kufurunu hakedenlerdi.

Maçın 3 kahramanı var bence selçuk deivid ve lugano.

Not: Burak Yılmaz'ın bir tarafına çarşı baston mu sokmuşda adam koşamıyor?Ayı serveti bile geçemedi yeni oyuna girmesine ragmen.Bu adamı oyuna sokan ve ilhan parlagı kenarda oturtan DEDE'yi kınıyorum bu kararındna dolayı

jeankier dedi ki...

Servet' i Guiza da 1 kez bile geçemedi.. Küfürün haklı bir tarafı maalesef yok bence, güçsüz olduğunda, tahrik olduğunda küfür edilir zaten, yani bir mazereti vardır her zaman. Askerde dedikleri gibi mazeret g.te benzer herkesde bulunur.. Tabi bütün tribün yapılmayınca sayılmaz ya o küfürden.

Canto dedi ki...

Selçuk'un ve Deivid'in top kapma - top kaybı istatistiklerinde hane hep eksi yazıyor. Bunu anlatmaya çalıştım. Derbinin adına bu futbol bence de yakıştı, bu kadar zira bizim futbolumuz, derbimiz. Kendi kendimize olmayacak anlamlar ve beklentiler yüklüyoruz bu maça.

YODA dedi ki...

selçuk... geri pas adamın nasıl oynadığını belli ediyor. ( top kaybını bulamadım bir türlü)

Gol1
Şut2
İsabetli Şut2
Pas46
İsabetli Pas33
Geri Pas0
Top Çalma5
Topla Buluşma56
Ofsayt0
Faul5
Sarı Kart1 Kırmızı Kart0

jeankier dedi ki...

isabetli pas - isabetsiz pas = top kaybı değil mi, bu soruyu ciddi soruyorum kinaye yok wallahi.. (46-33=13 top kaybı olmuyor mu) ki dmc bir insan için sanki fazla gibi. ayrıca 56 kez topla buluşan bir insan nasıl 46 pas verir? 56-46=10 tane bu adamın ayağından gelip top mu almışlar yani? O zaman 10+13=23 top kaybetmiş mi oluyor, aydınlatın beni selçuk hakkında, ışık gösterin bana..

Canto dedi ki...

Yaw çekmeyin beni sığ tartışmaların içine.

Lig TV maraton da getirdiler istatistiklerini ikisinin de.

Top kapma - kaybı istatistikleri pasların arasına girerek ya da ikili mücadele sonucu top kapmak ve tersi, yani kötü pas atarak ya da ikili mücadele sonucu topu kaybetmek olarak tanımlanabilir sanırım.

Kötü oynadılar diyen var mı, yok ... Tek istatistiğe bakarak konuşmuyoruz zira..

soon dedi ki...

İlk yarı bittiğinde bir arkadaşım 2-2’ye razıyım dedi.

bu adam hasan mı? merek ettim, hasan kaç abi öyleyse peşindeyim.