28 Nisan 2009 Salı

Message Received : Aurelio



Aurelio dün öğle saatlerinde Türkiye' ye giriş yapmış.. Fenerbahçe' ye dönüp dönmeyeceğini soran gazetecilere "Fenerbahçe' ye dönmeyi düşünmüyorum, Galatasaray' da da ekonomik sorunlar var, Türkiye' de sadece Beşiktaş' ta oynayabilirim, ama şu ana kadar gelen bir teklif yok" demiş..
Evladım havaalanına indiğinde bunları söylüyorsun..

KUPA

Fenerbahçe'nin 26 yıldır alamıyor olması Türkiye Kupası'nın tek özelliği diyorduk. Bir diğer özelliği de züğürt tesellisi olması. Birçok takımın kadroda rotasyona gittiği kupa maçları rating anlamında da pek bir ilgi görmüyor uzunca süredir. Benim için en büyük manası izlenebilecek maç sayısı/sene oranını arttırmasıdır. Bir de kupadaki derbiler genelde lige göre pek bir zevkli geçer. Başka da bir anlamı yoktur gözümde yani. Bu sene kupayı Fener almasın lütfen şayet geçtiğimiz senelerde Demirören'in yaptığı gibi, başarı kanıtı olarak gösterilecek ise.

27 Nisan 2009 Pazartesi

Siyah! .... Kırmızı! (Beyaz Ula Beyaz!)

Efendim 26 Nisan 2009, Pazar.. Sabah hazırlanmışız hanımla, Selin ve Uğur’ u alıp deplasmana gideceğiz.. Ne kadar deplasman olduğu da tartışılır mı, tartışılır.. Benim anne tarafı Eskişehir’ li, Selin üniversiteyi Eskişehir’ de okumuş, Uğur babasının mesleği dolayısıyla Eskişehir’ de doğmuş, beş senesini bugünlerin komün! şehrinde yaşamış.. Denizi yok! Ama plajı var efendim.. İtalya’ daki gibi evlerin arasından geçen su-yolları yok, ama “eskiden” her gün farklı renkte akan Porsuk çayı var.. Yaş bindikçe insanın üzerine, en eskileri daha mı net hatırlar oluyor nedir, benim ilkokul zamanlarımdaki Eskişehir’ de bisikletle gezen dedeler var hep.. Şimdilerde ise genç nüfusu en fazla olan şehirlerden biri herhalde, üniversiteleri ile birlikte..
Neyse efendim, yolculuğumuza Üsküdar’ dan başlıyoruz, denizi olmayan kente, deniz kenarından… Yolda bir dolu polis.. Ula bizim için mi bunlar, yok ya diyor araçtaki herkes.. 2 km’ de bir polis var ama.. Hadi Bursa maçı olsa anlayacağız.. Berceste’ de duruyoruz.. O da ne.. Deplasmana giden taraftarlar da burada.. Güzel bir kahvaltı.. Tuba ile açık büfeden peynir çeşitlerini götürüyoruz.. Selin ve Uğur çayla yetiniyorlar.. Bir de sahanda yumurta geliyor, ikram hesabı.. Hesabı ödemeye geldiğimizde o da ne.. Yancılara da bir porsiyon hesap eklenivermiş.. Maça gidiyoruz arkadaşım, NŞA’ da eyvallah diyeceğimiz olaylara itiraz etmemiz lazım, olmaz, olamaz yani.. Hoop, iki kişiye düşüyor hesap, garson arkadaşın yüzü bir dolu asılıveriyor.. 1-0 maça galip başlıyoruz, maksat.. maksat ne vallahi bilmiyorum.. ayıp mı oldu lam adama.. Olmadı ya..
Yol çalışması var, nereden itibaren deseniz vallahi bilemiyorum.. Şimdi bir sayfa ben bu yolculuğun yol hikayesini anlatırım, ama neyse.. Siz bilin, karşılıklı iki otobüs geçemiyor bu dediğim yoldan.. Bundan sonrasını katırlar ile gidiyoruz denir ya.. Ha işte bu bildiğiniz o deyimin gerçek hali..
Şehre giriyoruz, ve tren istasyonu.. Herkes Eskişehir formalı.. N’ oluyor yahu.. Eskişehir kümeye mi düşünyor, İnter-toto ya mı oynuyor anlamadım ki.. “Beşiktaş! Olamazsın şampiyon..”, “Bursa!”, “Sekiztaş!”, “Liverpool!”.. Bu Beşiktaş’ ın eski oyuncularının hoca olduğu takımların garezi mi var yahu Beşiktaş’ a anlamadım ki.. (Bkz. Bursaspor, Eskişehirspor..) Enişteme ısmarlamış olduğum biletleri almak için kasap dükkanına gidiyoruz.. Kişi başı ne kadar olabilir ki canım.. İnönü’ ye 30 YTL’ ye girmişiz geçen hafta Bursa maçına.. Nasıl yani.. 50 YTL’ mi? Numaralı mı? Yok canım kapalı 100, 150, 200.. Açık 50 YTL.. Beşiktaş tarafından zaten bilet bulunamamış, Eskişehir tribününden izleyeceğiz.. Eskişehir’ de yaşayıp Beşiktaş’ I görebilmek de! kolay mı, 50 papeli bastırman lazım yani.. Vay be.. Stada girmeden Eskişehirspor atkısı almayı atlamıyoruz.. Ne kadar? 10 YTL.. 5 olmaz mı? Olur yahu.. Olmuyormuş.. Yaklaştıkça 5 YTL’ ye atkıları görüyoruz.. Durum 1-1.. Stada girişte biri yaklaşıyor yanımıza, gençten.. Abi bakmıyorlar beraber girelim mi? Nasıl ya! Ula barkod var, turnike var.. Biz bekleyenleri sıra sanarken kenarda bu inanmış arkadaşların beleşçi sırasıymış.. Stada giriyoruz… İnönü eski, Ali Samiyen en eski derken.. Tarihi eser kavramı ile karşılaşıyoruz.. Bomboş bir stad beklerken (50 YTL dedik yahu, ekonomik kriz!) Ananski. Stad full..En altlardan Eskişehirspor’ lu kardeşlerimizin arasında yerimizi alıyoruz.. Hoca ile aynı hizadan maç izlemek nasıl birşey, tam da böyle demek.. Sonradan biraz yukarılardan yer buluyoruz.. Temiz taraftarı var Eskişehir’ in.. Çok boğucu bir tezahurat yapısına sahip olmasa da, baba-oğul gelenler, bayanlar, yaşlıları ile.. Takımını seviyor taraftar belli.. Küfür edildiğinde birbirini uyaracak kadar hoş bir taraftar.. Trampetleri ile çok güzel tezahuratlar yapıyorlar.. Söz yok.. Oğoooo, oğooo.. Katılıyoruz buna.. Maç öncesi takımlar çıkıyor, Selçuk Dereli’ de ısınıyor.. Es-Es tribünleri Selçuk Dereli tezahuratı yapıyor.. Selçuk Hoca da el salladı mı tamam.. Çarşı kuduruyor.. “Selçuk Dereli! Senin anan nereli!” Maç başlıyor.. İlk yarı sahada Beşiktaş yok gibi.. Youla’ ya özel bir sevgi var tribünde.. Rıza Hoca’ ya özel bir sevgi göremiyoruz.. Devre oluyor, yağmur mu yağacak nedir.. İkinci yarıda sarı kartlı Sivok ve Serdar çıkıyor, yerine Üzülmez ve Bobo giriyor.. Hareket geliyor maça.. Uğur’ a soruyorum, kim bu Beşiktaş’ ın forveti yahu, iyi oyuncuya benziyor.. Yandan Holosko diye cevap geliyor.. Ama Youla daha iyi diyor, kesin golü var.. Hakem de hep 3 büyükleri tutuyor canım diyorum.. Dertleşiyoruz biraz tribündaşlarımızla.. Elimizdeki kırmızı A3 kağıtlarını yırtıp konfeti yapıyoruz.. Abi atmasaydın diyor, bak benim gibi şapka yapsaydın, yağmur yağarsa.. Tello’ nun ara pası ile (maç sırasında pozisyonun ne kadar hızlı olduğunu söyle anlatayım, ara pası vereni göremedik) Bobo golü atıyor.. Yanımdaki Es-Es’ li dostum yağmuru biliyor, ama golü bilemiyor.. “Kardeşim bu hakemler adi!, bariz ofsaytı görmüyor mu canım” Dakikalar geçiyor, kariyerinde şampiyonluk görme şansı bu sene ile sınırlı olma ihtimali çok yüksek olan Yusuf giriyor.. Alıyor orta sahadan.. Doğa’ yı gözlerimizin önünde 3 (üç) kez geçiyor, sonra birini daha geçiyor, Holosko’ ya “at da gel, biz kenarda seviniyoruz diyor..” Ulan güleceğim, böyle gol mü olur.. Hayır kardeşim karşındaki de meslektaşın.. Tribün boşalıyor maç bitmeden.. Biz 50 YTL’ yi sonuna kadar kullanıyoruz ama.. Maç sonrası ananeyi 15 dk ziyaret.. 19:00 da yola çıkıyoruz.. O eziyet yoldan dönerek 23:15 de Üsküdar’ a varıyoruz..Ne Denizli deplasmanı mı?
Resimdeki Eskişehir' li mi? Bizim Uğur..

ersun yenal

ersun yanal istifa etmiş.
kariyeri şöyle:

Denizlispor
Ankaragücü
Gençlerbirliği
Türkiye
Vestel Manisaspor
Trabzonspor

ve hiçbir kupası yok.

25 Nisan 2009 Cumartesi

yavaş gel

kartalın tevez bombası kendisine yavaş gel aman dikkatli gel diyoruz.

YOU'LL NEVER WALK ALONE HESAABI..

İlk Golü Yiyen Formayı Giyer!

Kaptıran ortaya geçer, Gol Yiyince Kaleci Değişir, 3 Korner 1 Penaltı, Sıkıştırma Oyunu, Senin Adamın Gol Dedi, Bel Üstü, Yokuş Sokakta Maç serilerinin devamıdır..
Efendim milli maç olur, küçük Berezilya' yız ya.. Takım oyunu oynamıyoruz.. Bir dolu tantana.. Olmaz efendim takım oyunu oynamaz, oy-na-ya-maz.. Adam yıllardır, halı sahada, ilk golü yiyen adam zorunlu olarak yeşil formayı giymiş.. İstemeden.. Takım formasını giymek istemiyor ki adam.. Resimdeki arkadaşları tanımıyorum, maç alırlarsa oynarız.. Formalı olanlarla oynarız.. İlk golü yemişler demek ki..

24 Nisan 2009 Cuma

arshavin (continued)

3-5 gün önceki çeyrek finali izlememiş gibi, 3. golden sonra, 4. golden sonra sus işareti yapıyor. Ulan adamlar 3-0'dan 3-3 yapıp kupa alıyor, gitti denenleri çeviriyor, bitti diyenleri yanıltıyor, sen hala "sus" yapıyorsun Anfield'da. 89'da 4.golü atmışsın, sus yapacağına Drogba'nın 4. golden sonra yaptığı gibi, bitti bu iş, buraya kadar işareti yap delikanlıysan... 5'i yemediğinize de dua et.


Not: 6-2'lik macta Tuncay'ın skoru 4-2 yapan golünden sonra yaptığı "sus"u aklıma getirdi bu post. (Tuncay büyük takıma gidemiyorsa o "sus" un parmağı var mıdır tartışılır). Bu arada bu ne manyak bir ligdir kardeşim ya... Bu maçı Sivas-FB maçı sonrası seyredenler olmuş. Kendilerinden haber alan var mı ?

Var mısın - yok musun ?

13 Mayıs 2009 - Kupa Finali - İzmir

Kişi başı ücretler 3 kişi gidilirse 90, 4 kişi gidilirse 70 TL dir, yemekler ve maç biletleri dahil değildir.

07:00 Çıkış
07:45 Feribotta kahvaltı (2 adet kaşarlı tost - çay)
08:30-13:30 Cem Karaca, Bulutsuzluk Özlemi, Feridun Düzağaç, Yavuz Bingöl ve Ahmet Kaya dinletisi (nostalji).
14:00 Akhisar Köfteci Ramiz'de öğle yemeği.
14:30 Maç moduna giriş - FB marşları ve tezahüratlar (Jeankier dikkat!)
17:00 İzmir'e varış. Kordon'da iki bira keyfi
18:00 Adını unuttuğum, Konak'a yakın meşhur mekanda çöp şişten oluşan akşam yemeği.
18:40 -19:00 stada giriş.
22:00 staddan çıkış.
05:30 eve varış.

Alternatif: Çöp şiş yedikten sonra biraz daha demlenip dönüşe geçmek. Bir anadolu kasabasında son yarım saati izleyip, tekrar yola koyulmak, Susurluk'da ayran molası.

Bu durumda dönüş yoluna çıkış: 19:30-20:00 , eve varış: 02.30 - 03:30

Not: resimdeki fotomontaj bana ait değildir.

arshavin


23 Nisan 2009 Perşembe

21 Nisan 2009 Salı

BJK Başkanı

Demirören (31.12.2008) :

"...Ama 20 yılı aşkın süredir yaşadıklarımız, bizi sürekli ve sistemli bir oyunun içinde olduğumuz düşüncesine itti. Karşı çıkışımız ve bu haksızlıklara isyanımız bundandır. Göreve geldiğim günden beri defalarca dile getirdiğim gibi, ülke sporundaki üç büyükler efsanesinin iki büyüğe dönüştürülmesi çabaları da, sanki bu hataları bazı kesimlerin tetiklediği kanaatini oluşturdu. Ancak bu kesimler her zamanki gibi en önemli şeyi unuttular; Beşiktaş camiasının büyüklüğünü ve gücünü.''
Demirören (20.04.2009):

"Tezgâh diye bir olay yok. Tezgâh kelimesi Türk futboluna zarar veriyor. Her zaman takımların lehine ve aleyhine kararlar veriliyor. Biz tepkimizi aralık ayında gösterdik ve sustuk."

Canto : Türk futbolunun birinci sorunu altyapı mı, üst yapı mı ? Trafikte gaz kesmeden emniyet şeridine dalanlar ile kendine oldu mu yaygara basıp başkasına oldu mu "olur böyle şeyler" tadında olgun açıklamalar yapanlar kazanırlar hep bu ülkede.

Demirören: Aralık'ta konuştuk ve sustuk.
Aziz: Biz 2 yıldır susuyoruz.
Polat: Tıppp...

toplantı

sunum
alınan notlar

20 Nisan 2009 Pazartesi

Motor.. Sporları..

Ulan hakem, Toraman' ın ilk sarısını veriyorsun da, penaltıyı niye vermiyorsun.. Oh be söyledim rahatladım.. Gördüğünü çalan hakemmiş.. Gördüğün penaltımızı çaldın be ya..

19 Nisan 2009 Pazar

Biber Gazı..

"Biber gazııı nerde, biber gazı nerdeeee..." diye bağırarak ilerliyordu taraftar.. Demek ki biber gazsız da olabiliyormuş..

Babadan Kıza...

Evladım ben çalıştım, hep çalışan oldum.. Yöneten olamadım.. Sen 10 numara ol.. 

fabio - rafael

manchester uni. 'nin brezilyalı ikizleri. fabio sol bek rafael sağ bek.
an itibariyle everton 'a karşı fa cup yarı finalde ilk 11 oynuyorlar.

yeter be.

pres mires yapmasın, koşmasın..tek vuruş golcüsü alın seneye birader.
1998-2000 53 maç 33 gol.

Game Over

Press Start for New Season..


17 Nisan 2009 Cuma

kalbim ege 'de kaldı

milliyet:
Christoph Daum'a şartlı teklif!
Aragones'le yolları ayıracak olan yönetim, Daum'la görüştü. Alman hocaya cazip bir rakam öneren yöneticiler, karşılığında tek bir istekte bulundu:..
denizli 'den sonra gören var mı bu arkadaşı?

Eski Açık Pembe Desene!

Rakip tribün pembe.. Kardeşim Bursa geliyor, yakışıyor mu böyle imalar falan.. Olmadı yani. Blogcu arkadaşlarım, iletilecek bir mesajınız varsa söyleyin buradan, hemen yanlarındaki E tribünündeyim, iletebilirim..

16 Nisan 2009 Perşembe

Kayseri Hassss..! Stadı..

Efendim cillop gibi oturak yapmak varken, Kadir Has stadı gibi dağılmış lego görünümlü stad oturağı yapmak da varmış.. Nedenmiş efendim.. Stad dolu değilken dolu gibi! gösteriyormuş.. Aferin size.. İyi tahmin etmişsiniz stadın dolmayacağını.. Geçen hafta 5.000, ondan önceki hafta da 7.000 kişiye oynamışsınız.. Bu top ile, bu kafa ile bu kadar kişiyi iyi toplamışsınız o da ayrı.. Sadece oynatmamaya, oyuu bozmaya yönelik oynayan bir takıma bu stad zaten fazla.. Tolunay Kafka(s) ile bu olmaz güzel kardeşim.. Peki bu stadı doladuramayacağından bu kadar eminsin, koltuğunu bile buna göre yapmışsın, yeni stad niye? Onu bırak bu kadar kişilik stad niye? Devem olsun.. Gitmezse gitmesin ama büyük olsun..! 

Dağılın Lüen..

Veriyorsun biber gazını.. Cop falan.. Yol hemen açılıyor bro.. Ula çok enayi bu EU polisi canım.

Volkie gel de Talkie..

Volkan' ı bekleyen GeSe taraftarları.. Tamaamen kasık çekmesi.. Bazen de kasık itmesi..

Olur mu ki..

Fenerbahçe veya Galatasaray.. Bu sene, bu halde.. Ligi Beşiktaş' ın üzerinde bitirirse.. Başkan kalabilir mi? Eminim Başkan da Şampiyonluktan çok bunu düşünüyordur geceleri..

And the Oscar Goes To : Lugano

Diego Lugano : 5 maç
Semih Şentürk : 4 maç
Arda Turan : 4 maç
Sabri Sarıoğlu : 1 maç
Volkan Demirel : 1 maç
Adnan Polat : 41 gün hak mahrumiyeti
Galatasaray : 2 maç seyircisiz oynama
Bizim anket ile Sabri konusunda çelişki var.. Hatta bu kişinin kendisi bir çelişki.. GS taraftarı da sevmiyor kendisini ne enterasan.. İtiraz edebilirler aslında, oyuncumuza eksik ceza verildi diye.. Ben bu Volkan' ın cezayı anlayamadım.. Eğer o haretketi yaptıysa bunun cezası 1 maç mıdır? Tamam aynı değil dedik, Nouma farklı falan ama.. Nouma' yı gönderdi bu ülke.. Eğer hareketi yapmadıysa 1 maç ceza ne iş.. Lugano' nun İtalya' ya bileti olur.. Bilen varsa anlatsın FB' ye Brezilya' dan gelirken de bir ceza ile gelmiş.. Bu tarz birşey mi acaba?

Ağam benim, Paşam benim..

Efendim Beşiktaş Bursa maçına Bursaspor taraftarı alınmaması kararı çıkmış.. Bursaspor taraftar grubunun açıklamasında da "dostluk sayfası kapandı." gibi bir açıklama yapılmış.. Yeter be güzel kardeşim demek geliyor artık içimde, böyle meydanlarda falan bağırmak.. İstanbul' a geldiniz, hem de kendi maçınızda değil, kardeş takımızın maçında (buna çok güzel ata sözleri var da yeminle RTÜK gelir kapatır bu siteyi) çarşıda olay çıkarttınız, her sene sizin tramvanızı dinlemek zorundamıyız.. Hayır anlamadığım, ne bekleniyor? Gelip ayaklarınıza mı kapansın bu takım, aman Bursasporcuk biz sizi küme düşürdük, her oynadığımızda da tokatlıyoruz, bundan sonra bir daha yapmayacağız.. Yok önemli değil siz bizi stadınıza almıyorsunuz ama buyrun siz gelin.. Kardeşim yok böyle birşey!.. Hocan eski BJK' lı, Ali Tandoğan, Tuna, Gökhan Güleç eski BJK' lı.. Yusuf, Serdar eski Bursaspor' lu.. Ticaret de devam ediyor hani.. Bu ağalık tavırlarını bırakın kardeşim, üç büyükler sizin elinizi öpmez..

tarihte bugün


geçen sene bu günlerde;

nereden nereye..

gerets

gerets yıllar sonra lyon 'u sallıyor


uefa 'da ilk 8 de; Shakhtar Donetsk-Marseille 2-0 (Uefa Cup) ilk maç.ikinci maç bu akşam.

Alternatif Spor Arayışları - II

Squash !

Giysi ve raket bakımından tenise benzer ancak; Squash'in topu tenis topundan daha küçük boyutlara sahiptir ve kauçuktan yapılmıştır. Çapı 4 cm, ağırlığı ise 24 gramdır.

Yalnız servis atan oyuncu sayı kazanabilir. Sayı, karşılayan oyuncu iyi bir vuruş yapamazsa alınır. Ön duvara doğru yapılan bir vuruşta top, karşı oyuncu ya da raketi tarafından saptırılırsa, vuruşu yapan kişi servis atmış ise, karşılayan kişi servis atma hakkını kazanır. (vikipedi)

Alternatif Spor Arayışları - I

Curling!

Buz üzerine disk şeklinde iç içe çizilmiş üç halka hedefi, evi oluşturur. Pistin iki ucunda olan 3,66 m çapındaki evin; oyun hattı, hogdan uzaklığı 6,4 m, birbirlerinde uzaklığı 34,7 m.'dir. Puan, ev'in merkezine karşı takımdan daha yakına taş atarak kazanılır. (vikipedi)

Süpür bilader süpür...

15 Nisan 2009 Çarşamba

kara bela

geri döndü,
(2.5 yıllık kontrat)

Ibrahim Altinsay in derbi yorumu

‘Katil sahada değil tribündeydi

Futbol oynamayan konuşmasın’ demiyorum ama ben de kendimce koşturdum bu topun peşinden. Maçın havası başka olur. Göğüs göğüse mücadele sonuçta. Dirsekler olur, ayağa basmalar olur. Hakem hepsini göremez. Hırslanırsın, öfkelenirsin. Etmediğin küfürleri edersin. Çokluk topa ve kendine.

İşler iyi gitmiyorsa daha bir gerilirsin, saldırganlaşırsın. Yediğin bir çalım, yetişemediğin bir pas fena koyar adama. Oyun kurallarının sınırını aşabilirsin.

Öfkenin de bir ahlakı vardır ama... Yapar, eder, sonra “ben ne yaptım” diye kıvırmazsın. Arkadan vurmazsın, kuytularda, pusularda iş bitirmezsin. Yüz yüze dökersin öfkeni. Şövelyelik budur. Şimdilerde pusucular, baskıncılar, arkadan vuranlar için gelişigüzel kullanılıp içi boşaltıldı ama Türkçesini söylersek, ‘yiğitlik’ budur.

Nasıl mı? İşte Zidane’ın, Dünya Kupası’na bakmadan Materazzi’ye kafayı çakıp soyunma odasının yolunu tutması gibi.

Hareketler ve niyetler

Üçüncü Ali Sami Yen Muharebesi’nin kahramanı futbolcuları anlayabiliyorum bu yüzden. Emre B. yurtdışında tutunamamış. Sırf Aziz Yıldırım, GS’ye gol atacak diye astronomik bir paraya transfer olmuş. “Ne yapalım ekmek parası” diyecek yerde bunu “doğma büyüme Fenerliliğe” bağlıyor. Taraftar geriliminden medet umuyor. Gerilimi arttırıp kahraman olacak, bütün sezonu temize çekecek... Gol atsa, ya da gol attırsa, sonra da tribüne hareket çekip kırmızı kart görse tamam. Ama o ne yapıyor? Korner atmaya giderken başına bir şeyler atılsın diye bekliyor, abartılı tepkiler veriyor, araya bol bol küfür sıkıştırıyor...

Her taraftar gibi Galatasaraylılar, içlerinden büyümüş, zamanında attığı her golden sonra kulübün armasını öpmüş Emre B.’nin ezeli rakiplerine gitmesine tepkili. En küçük bir kışkırtmayla maçı Emre B-GS maçına döndürebilirler... Bu işin tetikçiliğini Sabri üstleniyor. Nasıl olsa Galatasaray’da kalmak ya da gitmek, tribünle iyi geçinmekten geçiyor uzun bir süredir. Sabri için sezonu temize çekmenin en garantili yolu tribüne yaranmak... O da ne yapıyor? Emre B.’ya arkadan tekmeler atıyor, sonra abartılı biçimde yerden kaldırıyor. “Burası bizden sorulur, sıkıysa atsınlar beni” havalarında dolaşıyor.

Arda son yıllarda yetişmiş en iyi futbolcu. İyi futbolcu demek kendisinden çok fazla şey beklenen biri olmak, sık sık eleştirilmek demek. Sürekli kendini geliştirerek eleştirilere yanıt vereceğine çenesini konuşturuyor Arda. Hep haksızlığa uğramış pozlarda. Eleştirilerde ne dendiğine bakacağına, “Beni sevenleri ve sevmeyenleri iyi tanıdım” gibisinden laflar ediyor. O her zaman doğruyu yapıyor da, kötü niyetliler bunu çekemiyor yani. “Ağbi” dediklerinden, örneğin, eski kaptanından ve hep sıkı fıkı olduğu Emre B.’den aldığı feyz bu galiba.

Lugano için fazla bir şey demiyorum.

O böyle bir futbolcu. Asıl garip olan onun kışkırtıcılığını, “takımı ateşliyor” diye bazılarının göklere çıkarması...

Ayrıca adamla garanti paraya anlaşmışsınız. Ceza verseniz bile uygulamıyorsunuz. Oynasa ne olacak, oynamasa ne olacak? Alır 7 maç ceza, erken erken memleketine gider, transfer işleriyle uğraşır.

Volkan’ın hareketi konusunda bir fikrim yok. Gerçekten sakatlansa kenara gidip tedavi görürdü. Tribünleri kışkırtmak için o hareketleri yaptıysa günahı boynuna... Erkekliğin bu kadar vurgulandığı, kadınların bu kadar aşağılandığı bir ortamda ne yapsın, o da kendini böyle ifade edebiliyor demek ki...

Semih Şentürk’ü ise bir yana ayırıyorum. Başta dediğim gibi, maçın gerilimi içinde öyle şeyler yaparsınız ki, kendinizi tanıyamazsınız... Eminim, olayların hemen ardından daha kart görmeden yüzü kızarmıştır Semih’in. İnternet sitesindeki açıklamaları çok anlamlı. Lafı evelemeden gevelemeden özür diliyor. Bırakın futbolu, memleketi yöneten adamların özür dilemeyi zaaf olarak gördüğü bir yerde büyük erdem bu. Bütün genç futbolculara okutmak gerek açıklamasını.

Futboldan korkan muktedirler

Pazar gecesi maç sonunda olanları böyle değerlendirip geçebilirdim. Ancak durup düşünelim. Bütün bunlar birkaç kendini bilmez futbolcunun işi mi?

Maç sonunda bakıyorsunuz, Galatasaray Başkanı Adnan Polat, “Komplonun devam ettiğinden ve Fenerbahçe ve Galatasaray’ın şampiyonluk yarışından düşürüldüğünden” dem vuruyor. Vallahi doğru. Siz rehabilitasyon dönemindeki adamları ‘yıldız’ diye takıma koyun. ‘Dünya çapındaki’ kadronuzun 45 dakika sonra pili bitsin. Kendisinden başka hoca tanımayan akıl hocalarınız istiyor diye teknik direktörünüzü yollayın. Şampiyonlar Ligi’ne kalamayın, UEFA’dan eve erken dönün. Arkasına sığınacağınız tek Fener galibiyeti kalsın. Şişirin futbolcuları... Galibiyet gelmeyince gelsin “Sivas’ı, Beşiktaş’ı kayırıyorlar” iddiası... Puan cetveline bakın bir. Sivas’ı ve Beşiktaş’ı, Fener ve Cim Bom’dan daha çok kayıran var mı? Olsa olsa UEFA’da gözü olan Bursaspor’un komplosudur (!) pazar günkü beraberlik.

Fenerbahçe yönetimi için takımlarının başarısından çok Galatasaray’ın başarısızlığı önemli zaten. Bu sezon her kaybettikleri maçtan sonra GS de kaybetti, 24 saat sonra bir ‘Oh’ çektiler. Takım pazar günü Ali Sami Yen’de yenilmedi ya sezonu başarıyla kapatmış sayılırlar. Geçen sezon Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynayan takımdan, her maçta alanından çıkamayan takıma gelmişler, önemli değil. Bir de, Saracoğlu’nda böyle şeyler olmuyor demezler mi? Sanki konuk tribünlere pislikler koymak ilk orada başlamadı. Sanki orada Gerets’in kafası yarılmadı, Mondragon’a şişeler, Tigana’ya bozuk paralar yağmadı. Sanki kulüple ilişkili şahıslar koridorlarda futbolculara tekme tokat saldırmadı...

Kısacası soru şu: Fenerbahçe- Galatasaray derbisi, neden ezeli rekabetin 100. yılının kutlandığı bir şenlik olamıyor? Neden büyük takım yönetimleri birbirlerine yenilmekten bu kadar korkuyor? Neden yenilgilerimizle, başarısızlıklarımızla, kusurlarımızla, kabahatlerimizle yüzleşemiyoruz?

Milli takım okulu

Yine futbolculara cezalar verilecek, Ali Sami Yen kapanacak, Fırat Aydınus bir süre derbi yönetmeyecek... Ve gelecek sezona aynı yerden aynı yöneticilerle başlanacak. Tıpkı birkaç yıl öncesinin pet şişe savaşının üstünün kapanması gibi. Tıpkı, Almanya ümit milli maçını ve İsviçre A milli maçını meydan savaşına çevirenlerin iktidar koltuklarında hâlâ oturması gibi.

Yine basiretsiz yönetimler bir derbi galibiyetinden medet umacak. Sorumluluklarıyla yüzleşemeyenler, yenilgi korkusuyla saldırganlığı körükleyenler yine tribünlerde ve ekranlarda boy gösterecekler. Yine ilk olayda futbolculara terbiye öğretecek, sahada birbirine giren futbolcuları ayıplayacaklar: “Yapmayın çocuklar, siz milli takımda arkadaş değil misiniz!”

Tamam, bunlar iyiyken sizin çocuğunuz da kötü olunca kimin çocuğu? Eğitimlerini milli takım ocağında almadılar mı zaten?

Ibrahim Altinsay

Polyanna

Bardağın dolu tarafından bakmak babında, aşağıdakilere teşekkür :

Hakan Balta, Yasin, Ayhan, Uğur Boral, Barış, Önder, Güiza, Baros, Deniz ...

Lincoln kendini attığı için, Carlos kendini atmasa da 3-5 ekstra takla için klasman dışı.


edit soon :)

14 Nisan 2009 Salı

Noolucak bu blogun hali ? (V:1)

Futbolumuz dipte ve sonda. En azından daha da beter olmayacak diye pay çıkarabiliriz.

Güzel güzel yazıyorduk, bir blogumuz olsun, bu yazdıklarımızı oraya koyalım dedik, dedik de, bu kadar mı kalitesizleşir kardeşim futbol... JeanKier, sen bu sene idare et blogu, BJK iyi gidiyor. Seneye bloga bir-iki GS'li transfer edelim, atışırız, heyecan olur.

Almanya'da, UK'de yazarlarımız var onlardan da pek hayır yok.

13 Nisan 2009 Pazartesi

Yorumsuz...


Zıçan Adam..

''Tamamıyla çok güzel bir tezgah ortaya konmuş. İki takım da ligden düşürüldü. Yetkilileri tebrik ediyorum. İkinci yarı başladığından beri senaryo gayet güzel uygulandı. Galatasaray ve Fenerbahçe gibi Türkiye'nin iki önemli takımı devre dışı bırakılmaya çalışılıyor ve başarılı da oluyorlar bana göre.''
Hocanı da al git be adam!