
30 Kasım 2008 Pazar
Fenerbahçe: 2 Beşiktaş: 1 (Volume-2)
Erken öne geçmenin avantajı ile Fener en sevdiği şeyi, düşük tempoda top çevirme işini becerir ve sakin oyunla rakip defansta boşluk arar diye düşünüyordum. Beşiktaş'ın ilk yoklamaları cevap verdi ve Gökhan'ın yerini kaybettiği bir anda Beşiktaş'ın golu geldi. Bundan sonra mücadelesi bol bir ilk yarı izledik, Fener'in pres karşısında top kaybetmeden yaptığı 4. - 5. pası alkış yağmuruna tutuyordu seyirci(!), Beşiktaş hızlı çıktığı anlarda etkili oluyordu. Fener'in takım savunması gene yerlerdeydi. Deivid'in GS maçındaki görüntüsünden çok uzak olması ve Kazım'ın kimseyi kovalamaması bunda en önemli etkenlerdi bence. Golden birkaç dakika sonra gelişen BJK atağında Alex'in kıçını kaldırıp arkasından bindiren BJK'lıya kademe yapmaması dikkatimi çekti mesela. İki takımda karşılıklı pozisyonlar buldu, Fener'in bulduğu gol ise resmen piyangoydu. Ama gol vuruşu şaka gibiydi. Güiza topa vurup havalandırdığı anda stadda çıt çıkmıyordu, bu gene ne yaptı diye düşünüyor insanlar - dedim kendi kendime, top köşeden içeri girince (bayağıda sürdü sanki girmesi) tuttuğumuz nefesleri bıraktık.
Porto maçının yorgunluğuna mı vermek lazım bilemiyorum, ikinci yarı mücadele anlamında birkaç doz daha düşüktü Fener'deki seviye GS maçına göre mesela. Deivid'in domi-volesi girse maç orada biterdi o ayrı. Ama özellikle Alex'in çıkması sonrası takımın oynadığı futbol tribünleri delirtti. Beşiktaş top oynadı, gol bulmak için birçok denemeler yaptı, pozisyonlar buldu. İkili mücadeleleri kazandı. Buna karşılık 10 kişilik rakip karşısında organize iki pozisyon bulamadı Fener. Bu takımdan birşey olur mu? Sanmıyorum... Kazım bitirmiş kafasında Fener'i adeta. Bir an önce kurtulmak lazım. Deivid, beni kanser eden rakibe kıçını dayama özelliğini bu maçta hatırlamış maalesef. Kıçını rakibe dayayacağına pası düşünse, rakip eksiltmeyi denese çok daha etkili olacak, ama hastalığı var, yapacak birşey yok. Alex, Deivid'i de yanında bulunca, Güiza ile üçgenler kurma hayalleri peşinde, dar alanda tek paslar güzelde, hep ekstra zorlama bir pasla sonuçsuz bitiyor kombinasyonlar. Başka maçlarda da yapıyordu ama bu maçta R.Carlos'un futbol dışı "profesyonel" hareketlerinden nefret ettim, daha doğrusu utandım. Hakem oyunu faul vs nedeni ile durdurmuşken, hakemin görmediği anda zaman geçirmek için topu ıssız bir köşeye yuvarlamalar, 30-40 metreden itiraz için atılan deparlar. Şımarık çocuk gibi yan hakeme rakibi şikayet etmeler. Bir an önce kendisine gelir umarım. Fener'in devre arası Kayseri'den M.Topuz ve Eren'i, Bursa'dan Mustafa'yı, Sivas'tan Hayrettin'i, Eskişehir'den Hakan ı, Kocaeli'den Serdar'ı vs vs vs vs vs...Beşiktaş 10 kişi olmasına rağmen ikinci yarı gösterdiği performansla puanı haketti diye düşünüyorum. Etkili oynuyorlar, hızlı çıkıyorlar. Delgado bizim oyuncuları birebirde çok kolay eksiltti, Nobre'yi K.Köy'de tekrar izlemek güzeldi, kendisine atılan tüm topları nasıl topladığını ve dağıttığını gülümsemeyle takip ettim. Ayrıca yarısahaya gelip çizgiye dek inerek top alması dikkatimi çekti. İki derbiden sonra, oynanan futbol değerlendirilecek olursa, şampiyonluğa en yakın takım Beşiktaş, en uzak ise Fener. Ancak savunması buysa, bu kadarsa, Beşiktaş'ın da işi zor. Zan olunca olmuyor yazmış gasteler, bir G.Zan b kadar etkilemez diye düşünüyorum. Volkan'ın asistinde hatanın büyük kısmı Zapo'da değil miydi mesela, ben mi yanlış gördüm? Trabzon beklenen Ersun Yanal düşüşünün içerisine girmezse parsayı toplar bence.
Fotolar Hurriyet'ten.
..
..hakemler hep yanındaydı?
yalnızlık / 2
cumartesi, topun da kucağında üstelik, çıkmışsın dışarı, mahalleye, o da ne! kimseler yok, nası' lan..nerede bu millet, yoklar işte..herkesin bir işi çıkmış tesadüf, ahmet teyzesine gitmiş, sinan dersanede zaten..büyüdün üniversitedesin, gittin kantine kimse yok, aynı anda herkesin işi gücü çıkmış, kabus..
29 Kasım 2008 Cumartesi
Fenerbahçe : 2 Beşiktaş : 1

FB - BJK
Bu maç öncesi haftaçi kendi sahasında kaybettiği Porto maçı var. Bu sefer puan yok, ama umutsuz futbol da o kadar yok. Fenerbahçe'nin ligde bulunduğu konum itibarı ile kritik önemde bir maç. Trabzon'da puan kaybetmişken bu maçı kazanmak tekrar potaya girmek ve morallenmek demek.Beşiktaş çok eleştirildi, hocası değişti, istikrarsız bir futbol oynuyorlar. Ancak Mustafa Denizli geldikten sonra en azından eleştirilerin biraz daha durulduğu gerçek. Toy Ertuğrul'a vurdukları kadar rahat vuramıyorlar kurt Hocaya.
Açıkçası GS maçından daha çok inanıyorum bu akşam kazanacağımıza. Ligde 3 yıldır yenilmiyor Fener Beşiktaş'a. Bu akşam da bu durumun değişeceğine inanmıyorum. 50% FB, 20% BJK diyorum. MOM tahminim U. Boral (nedense bu akşam bişeyler yapacak gibi geliyor bana!)

Volkan - Gökhan , Lugano - Edu - R.Carlos - Kazım - Josico (Deivid) - Selçuk - U. Boral - Alex - Guiza
BJK'yı çok takip edemedim, sanırım şuna benzer bir kadro çıkacak) : Rüştü - Zapo - Toraman - Sivok - Tandoğan (Ekrem) - Üzülmez - Tello - Delgado - Serdar Özkan - Holosko - Nobre
Rüştü sanırım ilk kez BJK kalesinde Saracoğlu'na çıkacak. Nobre'de daha önce ilk 11 çıkmamıştı diye biliyorum (inönü'de kaptan olarak çıkmıştı, o ayrı!) . Umarım FB taraftarı ikisini de çağırır, ama umudum çok çok az bu konuda.
28 Kasım 2008 Cuma
Liberte Pour Santos - Bir kere de bizden ...
Porto maçından bende kalan tek iz budur. Hadisenin siyasi yönüne dikkat çekenler var. Siyasete çekmeye çalışılınca, bunca mesele mevzu varken bu konuya değinmek abes kalıyor. Oysa benim tek gördüğüm polisin hışmına uğramış bir mağdura verilen anlamlı destekti. Başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz video ve resim bunlar... Bu arada siz siz olun video çekerken sesinizi çıkarmayın, hele bağırmayı aklınızdan geçirmeyin. :)
27 Kasım 2008 Perşembe
Skibbe & Feldkamp
Kim geliyormuş, Feldkamp' mı? Hani geçen sene ben Leverkusen' in başındayken 5-1 yendiğim Feldkamp' mı..
Skibbe' nin kariyeri (Wikipedia' dan);
88-89 Schalke (genç takım)
89-95 Dortmund (genç takım)
95-98 Dortmund (asistan)
98-00 Dortmund (t.direktör)
00-04 Almanya (Asistan)
05-08 Leverkusen (t.direktör)
26 Kasım 2008 Çarşamba
25 Kasım 2008 Salı
Porto
GS ve BJK'nin şampiyonluklara abluka koyduğu orta-lise öğrenim dönemimizde, Milan, Bayern, Barcelona ve ManU da dışarıda esiyorlardı. GS'ye o zamanlar duyduğumuz nefreti bu takımlara da duyardık o yıllarda. Bu listeye bilinçaltında eklemişim heralde Porto'yu.

Diğer Portekiz takımlarına da kanım hiç bir zaman ısınmamış olsa da, Benfica mesela, biraz daha sıcaktır, Akdeniz'dir, biraz daha bizdendir sanki. Porto AB'dir, mesafelidir. (öte yandan Guimares vardır, zamanında elemişizdir).
Şampiyonlar liginin gediklisi olmalarına, onca maçlarını izlememize rağmen, çok keyif aldığım bir maçlarını da izlemedim, aklımda hiç kalmamış ya da. Belki biraz italyanları, Alman milli takımını andırıyorlar bu yönleriyle, sonuç odaklı oynuyor, fantezi yapmıyorlar.
Velhasıl Porto deyince aklıma bi bunlar gelir, bi de resimdeki. Onu da tattığımdan değil ...
24 Kasım 2008 Pazartesi
Hayaller, oranlar, istatistik, alakasız resim..

23 Kasım 2008 Pazar
zlatan kartal gibi
Beşiktaş`ın eski yöneticisi İbrahim Altınsay, Euro 2000`de yıldızı parlayan Çek futbolcu Milan Baros ve İsveçli genç golcü Zlatan İbrahimoviç`le dört sene önce anlaştıklarını ancak teknik dire..
avrupa insan hakları mahkemesine gidiyorsun, 50 milyon avroluk tazminat davasını açıyorsun scala 'ya.bu ne ya? toptan anlıyan iki yargıç bulursan kazanırsın davayı.
takıma abi lazım

kartal gol gol gol

bir ahkam benden:
bu kez tek tek maçlara değil sezona konsantre olabilirlerse şampiyonluğa yakın dururlar,
önümüzdeki fb-bjk maçında, öncesinde ve sonrasında özellikle kafayı bozmamak gerek örneğin.
21 Kasım 2008 Cuma
Reflü ...
50 kere konuşulan, söylenenleri tekrar etmeye gerek yok. Bu eski kafa, maço, tehditçi, tekelci, diktatör başkanları ve yöneticileri, belediyeleri, son 10-15 yıldır habire takım değiştirip duran, ancak bir türlü kendini ve takımına oynattığı futbolu dirhem değiştiremeyip, eski bir yemeği ısıtıp ısıtıp önümüze koyar gibi aynı şeyleri seyrettiren teknik direktörleri, ileri,geri oynata oynata kendisi oynatan yorumcu-taraftar/yazar kadrosunu, yönetim şakşakçısı, 60-70'li yılların topçusu edebiyat yoksunu köşe yazarlarını futboldan uzaklaştıramadıkça bize huzur yok.
Yeni bir kamuoyu lazım.
20 Kasım 2008 Perşembe
18 Kasım 2008 Salı
Vamos Bien
Sabah'ta çıktı ekteki haber....
Kara deryalarda bir Fener için ...Vamos Bien adlı taraftar grubu, endüstriyel futbola karşı, 'taraftar kültürü'nü yeniden canlandırmaya çalışıyor. Esas derdi Fenerbahçe olan grup, şiddete, şovenizme ve hiyerarşilere karşı Futbol takımlarına ait taraftar gruplarının sayısı Türkiye'de de son 10 yıldır giderek artıyor. Bu gruplar, internet siteleri, çıkardıkları dergiler, fanzinler ve ürettikleri sloganlar aracılığıyla tuttukları takımın içinde bir renk haline geliyor. Bunlardan bir tanesi de İspanyolca 'İyi Gidiyoruz' anlamına gelen Vamos Bien adlı grup. Türkiye'nin hakkında en çok yazı yazılan, tarihi, sansasyonları, şampiyonlukları ve hüsranlarıyla sürekli konuşulan takımı Fenerbahçe'yi destekleyen Vamos Bien, tavırları ve futbola bakışlarıyla onlarca taraftar grubu arasından sıyrılıyor.
Futbol kulüplerinin şirketleştiğini, hakemin düdüğünden başka her şeyin reklamlarla dolu olduğunu ve 'taraftar kültürü'nün giderek yok olduğunu düşünmeye başlayan sekiz civarında Fenerbahçeli arkadaş, üç yıl önce bir araya gelerek böyle bir grup kurmaya karar veriyor. İnternette www.vamosbien.net adlı forum sitelerini açtıklarında da bayağı ilgi çekmeye başlayarak İzmir, Ankara, Adana, Samsun ve İskenderun gibi İstanbul dışındaki kentlerde de Fenerlilerle irtibata geçiyorlar. Bunun dışında enternasyonalist olduğunu ısrarla vurgulayan Vamos Bien, Yunanistan'dan AEK ve İsrail'den Hapoel takımından taraftarlarla da iletişim kuruyor.
Vamos Bien'in Fenerbahçe'ye ve futbol kültürüne nasıl baktığını açıklayan bir manifestosu da bulunuyor. Kendilerini demokrat olarak nitelendiren grup, üst kimliğinin Fenerbahçelilik olduğunu ısrarla vurguluyor ve giderek yaygınlaştığını düşündükleri 'seyirci kültürü' yerine, takım tutmayı bir yaşam biçimi olarak gören 'taraftar kültürü'nün yaygınlaşmasını arzuluyorlar. Tabii bu, onlar için hayatı futbola feda etmek anlamına gelmiyor. Aksine, hayatın kendisiyle ilgili rüyalarıyla futbol ve Fenerbahçe için istedikleri birbiriyle örtüşüyor.
Toplanma yeri Yoğurtçu Parkı
Örneğin grup manifestolarında şöyle diyor: "Vamos Bienli cinsiyetçiliğe karşıdır. Kadınların da en az erkekler kadar takımını destekleme hakkını kabul eder. Kadınları tribünden uzaklaştıran her tür eylemin ve söylemin karşısındadır." Bütün futbol emekçilerinin örgütleneceği bir sendikayı da destekleyeceklerini söyleyen Vamos Bienciler, çevreye de duyarlı olduklarını dile getirerek spor merkezlerinin şehrin halk sağlığı açısından en güzel yerlere açılarak, birer rant merkezi haline getirilmesine de karşı olduğunu söylüyor.
Vamos Bienliler her maç öncesi stadın hemen yanı başındaki Yoğurtçu Parkı'nda buluşuyor. Biz de geçtiğimiz hafta Galatasaray derbisi öncesi yanlarındaydık. Grup olarak röportaj vermeme kararı aldıkları için futbol ve yaptıkları üzerine bilgi alabilmek için aralarına haince sızmak zorunda kaldık. Zaten yalan haberle, kavga ve gürültüyle prim yapmaya çalışan, çıkar odaklarıyla işbirliği halinde kulüplerin içini karıştıran ya da onları yönetmeye çalışan medya organlarına ve çalışanlarına karşı olduklarını açıkça söylüyorlar ve bu yüzden mütevazı bir tavır sergilemeye dikkat ediyorlar.
Bu sezona kadar her maç öncesi, pankartlarını da parkın içinde el emeğiyle yapan grup, kulübün getirdiği pankart yasağından da çok şikâyetçi. Grup üyeleri, yaşadıkları rahatsızlıkları dile getirmekten de çekinmiyor. Örneğin tribünün bir bölümünden diğer bölümlere geçişin yasaklanması ve maçın başından sonuna kadar kamerayla izlenmek onları rahatsız ediyor.
Ayrıca stadın içinde sınıfsal bölünmenin giderek arttığını ve bilet fiyatlarının yüksekliği nedeniyle maçlara gelemeyen önemli bir 'taraftar' kitlesi olduğunu düşünüyorlar.
17 Kasım 2008 Pazartesi
9 a 1
karedeki tek sarı-lacivertli golü attı, dokuz mavi-beyazlı 4-4-2 mi 3-5-2 mi dizilseydi..
99 (iv)

16 Kasım 2008 Pazar
Beraber şarkılar
Aşağı yukarı aynı dönemlerde (2002) biri İspanya'yı, diğeri İtalya'yı kasıp kavuran ikililerden birisini Nihat - Kovacevic diğerini Mutu - Adriano oluşturmuştu.
Nihat - Kovacevic ikilisi 4,5 senelik uzun süreli bir birlikteliğe imza atarken, İtalya'daki beraberlik sadece bir sezonluk bir ağızlara bal çalma hikayesine dönüştü. Mutu - Adriano bir sezonda 33 gol attılar. Nihat - Kovacevic ise aynı sezon inanılması güç bir şekilde toplam 43 gole imza atmışlardı (23 Nihat 20 Darko).
15 Kasım 2008 Cumartesi
99 (iii)
xacah k.= hasan kabze; bu nasıl alfabe kardeşim.daha iyi yerlerde olmam gerekiyor yada çok ait değilim bu takıma numarası.
japon kale

Mike Powell..

Bob Beamon 1968 yılında 8,90 atlıyor, 91 senesine kadar rekor yerini koruyor, Carl Lewis' e rağmen.. Yıl 91, Tokyo olimpiyatları.. 15 kez geçildim Carl Lewis' e diyor, Mike Powell.. Hep ikinci adam.. Carl 3 kere kendi rekorunu kırıyor atlayışlarda, fakat Mike Powell' ın 8,95' lik dünya rekorunu geçemiyor.. İmza dağıtırken, diyor Mike, imzanızı atar ve rekorunuzu yazarsınız, normalde 8,66 yazmam lazımdı Tokyo' dan önce imza dağıtırken.. 8,95 yazıp yanına soru işareti koymuşum, şans mı? (Ntv Spor' da belgeseli var, tavsiye olunur..)
Ustalara Saygı - Fecri Ebcioğlu
Wikipedi'den:Fecri Ebcioğlu (d. 2 Mart 1927, İstanbul - ö. 6 Mart 1989) Türk besteci, şarkı sözü yazarı, aranjör, DJ ve şarkıcı. 1960'lı yıllarda Türk popüler müziğine damgasını vurmuş müzik insanı.
1961 yılında Bob Azzam'ın "C'est écrit dans le Ciel" adlı parçasına Türkçe sözler yazıp "Bak Bir Varmış Bir Yokmuş" adıyla İlham Gencer'e söyletmesi ile Türk Popu'nu başlatmıştı. Bu parça Türkçe söylenmiş ilk pop şarkısıdır. O tarihe kadar bu tarz parçalar yine Türk şarkıcılar tarafından orijinal dillerinde yani İngilizce, İspanyolca, Fransızca ve İtalyanca söyleniyordu.
1960'ların başında Fecri Ebcioğlu ve Sezen Cumhur Önal birlikte yabancı şarkılara Türkçe söz yazma modasını başlattılar, böylece 10 yıl kadar sürecek olan "aranjman" müzik akımının öncüleri oldular. Fecri Ebcioğlu Ajda Pekkan Ay-feri, İlham Gencer, Selçuk Ural gibi şarkıcılara Türkçe sözlerle Avrupa şarkılarını söyletirken, Marc Aryan ve Adamo gibi Avrupalı sanaçlılara da Türkiye'ye geldiklerinde kendi parçalarına Türkçe sözler yazarak plak doldurttu.
Gençliğinde kalecilik yapmış ve bir dönem Fenerbahçe'de forma giymiştir. İstanbul Levent'te hayatının bir bölümünü geçirdiği sokağa adını vermiştir.
14 Kasım 2008 Cuma
fowler..
soon : Fowler n' oluyor, kafan mı güzel..milliyet:
Robbie Fowler Liverpool'un ezeli rekabette komşusu Everton'ı yendiği maçta. Liverpool'un haşarı çocuklarından Robbie Fowler, saha kenarı çizgilerini kokain olarak algılıyor. 1999'daki o olay teknik direktör Gerard Houllier tarafından takım arkadaşı Rigobert Song'la birlikte meşhur Kamerun sevinci "çim yeme" kutlamasına benzetildi. Ancak Fowler kendisini kokain kullanmakla suçlayan Everton taraftarına mesaj gönderdi. Sonuçta Fowler men cezası alırken, Liverpool'da golcüsüne 60 bin pound para cezası verdi

Nostalji
Jeankier: 05.08.2005
Trabzon macini muhtemelen hepiniz izlediniz, merak ettigim uc konu var, acaba dikkatinizi cekti mi... - Taraftar rezaletti, adamlar oturmaya gelmis, destek degil sarki soylemeye eglenmeye gelmisler - FB Gokdeniz i cok istemisti, hadi diyelim aldi, kimi kesecekti bu FB de? Ya da uc buyuklerde hangisinde oynayabilir? Tuncay icin soylenen "bu adamin temel futbol bilgisi eksik, vurus ve pas yapmayi bilmiyor" yakistirmasi esas Gokdeniz icin soylenmeliydi. Bu adam kesinlikle buyuk takim futbolcusu degil, gerilim ve yuksek konsantrasyon gerektiren maclarda
kesinlikle yok. Bu sebeptendir ki milli takimda kesinlikle Tuncay' i kesmemeli. - En onemlisi en sonda. Sayin YODA izlediniz mi cok begendiginiz, bizi dunya ucuncusu yapmis Senol Hoca nizi? Saclari falan afilli olmus hani, ama ayni tas ayni hamam. Adam mactan sonra yaptigi basin toplantisinda soyleyeceklerini kagittan okudu!! Bu adam mi buyuk hoca??
canto : 24.04.2006
Mactan sonra isiklari sondurduler, amigonun birine mikrofon vermisler, bir baba hindi yaptirdilar butun stada. Bu esnada GS lileri de cikartmadiklari icin adamlar iskence yasadilar yarim saat. Stadin projektorlerini de GS lilere tuttular. Valla ben utandim, herifleri resmen taciz ettiler. Hic hos durmadi. Bi de Tuncay a "Bir baba hindi" yaptirdi taraftarlar, ama sadece ilk misrasini okutup gitti, akil vermisler heralde. Bu hindi olayi da nedir anlamadim, stadlarda yapilacak tezahurat degil bi kere.. Polemik oldu cikti.Haftaya is zor, Nobre cok formdaydi, hirsliydi bu hafta ama sezonu kapatmis galiba. Luci de yok. Trabzon un yillardir bekledigi firsat buydu zaten. Varini yogunu ortaya koyacagi kesin. Ama sampiyon olacaksan hakedeceksin. Bugunlere kadar cok az kisi hakettigini inaniyordu Fener in. Bu virajlardan gecip samp. olursa kimse konusamaz heralde.
soon : 24.04.2006
ilk golde kapıda aslı komşularla konuşuyormuş,bir bağırmışım,gülerek geldi salona..kaçmış,komşu momşu kalmamış.apinin o gölünü gördüm,enaz 4 olur dedim..api gol atınca takım enaz 4 atıyotakip ediyosanız.anelka 2-0dan sonra girmeliydi bence,nobrenin yerine,yani 30. dakikada.30.dakda oluşan şartlarada oynatabileceğin en iyi forvetlerden biri anelka,niye tutsun ki kenarda.maç 10-0 olmadıysa nobrenin driplingsizliğindendir.30-40 m alan buldu fb defalarca 60 dakika boyunca.lorant olsa 10 atardık:))servetin kornerden gelen pekçok topa müdahalesi oldu,güzeldi..golü değil asisti düşünsebi kaçında faydalı olurdu.denize 1 millon euroyu serkanı oynatmamak için verdiler, ki eder.rüştü rüştü diyorum.100. yılda muhakkak olmalı.marko-tuncay-api + selçuk iyi bi tercih,sezon başındada marko api,selçuk başarılıydı,sakatlanana kadar selçuk.ısrar etmeli selçukta, kemal çok övgü alıyor oynadığı dönemlerde.ama kemale güvenip kadro yapılmaz anlaşıldı artık,selçukta ısrar etmeli daha çok.kanat savunmalarını görünce gs nin yozgatlıyı aradı gözler tabi amadüşünmedi bile..bilmiyorum perişan ederdi gibi ..çok büyük fırsat kaçırdı fb..gs nin yönetiminide hocasınıda evine gönderebilecekbi skor çok yakındı..maçı hayıflanarak bitirdim,açık söyleyeyim,sevinemedim doğru dürüst.gs-ts-bjk maçları var fb nin hepsini birden yenemez heralde..balığın biri kaçar derim ben,kaçan balık büyük olmasın
YODA : 05.06.2006
abilerim kimle kimi karşılastırıyorsunuz.Tümer kupayı kazandırmışmı belşiktasa.Istediği kadar gol asist yapsın alex hangi kupayı aldırdı.Haticeye degil neticeye bakalım.
hayyam : 05.06.2006
Abi bugün bir haber vardı İlhan ekşioğlu demiş; Alex üç yıl sözleşmesini uzatmak istiyor diye bende bunu şöyle yorumluyorum Alex i bu yıl aldınız aldınız yoksa 3-4 yıl daha elimizde patladı, bu sene ya satacak yada anlaşacak Fener'in başka seçeneği yok yoksa seneye süresi dolan Alaex i bedeva kaybetmek var....
ama ben diyorum kii satacak yada daha doğru tabir ile satmaya çalışacak
ve şunuda ekliyorum Tümer Alex e göre daha keyif veren futbol oynuyor... Bjk da kaçtane ceza alanı etrafında faul oluyor ki Tümer asist veya gol yapsın,
İkincisi böyle bir durum olsa bile kim bu toplara kafa, kol, ayak v.b bir uzuv ile vurup gol yapacak,
ailton mu ? Youla mı?




















